21 Mayıs, 2025

Bitenler ve Geri Dönüşüme ya da Çöpe Gidenler

 Merhaba Sevgili Okur,

Biliyorsun kasım ayında başladığım project pane bir süredir ara vermiştim. Daha doğrusu projeyi belirsiz bir süreliğine dondurmuştum; fakat o dönemlerde edinmeye çalıştığım ürün yedeklemeyi azaltmak, elindeki kullanmak ve bilinçli tüketim konularında yol almaya devam ediyorum. Hem tüketimlerimi takip etmek hem de bloga post çıksın maksadıyla bitirdiğim ürünleri bitiriyordum. Şimdi birlikte 21 Marttan beri bitirdiğim ürünleri inceleyelim.




Öncelikle iki adet rimel bitirdim. İkisi de açıktı ve uzun zamandır kullanıyordum. Normalde rimellerde 6 ayda elden çıkarmak, çöpe atmak öneriliyor hijyenik gerekçelerle, benimkiler bu süreyi aşmıştı. Artık kurumaya da başlamışlardı sanırım. Çok anlamıyorum rimellerde ama artık eski verimi alamıyordum. Bu yüzden ve süresi de çok geçtiği için artık elimden çıkardım. 

Bir de ruj bitirdim. Beaulis first date'ti sanırıma adı; fakat yazısı silinmişti. Uzun zamandır elimdeydi. Çok severek kullandım. Bittiği zaman tekrar aldım. Bir tane daha bitirmeye çalıştığım kalem ruj var, ondan sonra kullanmaya geçeceğim. Benim günlük rujum olarak işlev görüyorlar.

Minik eyüp sabri kolonyalar almıştım hatırlarsan. Yeni koleksiyonlardı. 30 Aralık'ta satın almıştım (yılbaşı öncesi, güzel bir alışverişti..) fakat o zamandan beri kullanmaya kıyamamıştım. Artık kullanıma açtım. Bu kolonyaları çok sık kullanmak çok parfümsü yapılarından dolayı çok keyifli olmayabiliyor. Ama bir süre ara verdikten sonra tekrar dönüyorum. Özlemişim oluyorum o sırada ve yeni bir koku denemiş oluyorum. Çok seviyorum bu yüzden. 

Minik boy lens solüsyonu bitirdim ve çok uzun sürüyor bunları bitirmek. Bu boyları seyahat için iyi oluyor. 

Uni şişesinin solundaki şişede gül suyu vardı. Bundan elimde toplam 2 tane vardı ve bu ikincisiydi. Bitirmiş oldum. Bu şişeyi tekrar kullanırım. 

Uni baby şişesi içinde Eyüp Sabri'nin bebek kolonyası vardı. Ama pembe veya mavi olan değil. Turunculu tontik bir şişesi vardı. Kokusunu kolonya olarak sevmemiştim. Çok uzun zaman önce almış olmama rağmen kullanmıyordum, kenarda duruyordu. Project pan vesilesiyle bitirmeye karar verdim ve bittiği için çok sevindim. Kolonyayı sevmeme sebeplerimden biri de şişesiydi, kullanımı rahat değildi. Bu yüzden bu uni baby şişesine koymuştum. Şişenin yarısı doluydu ve body mist gibi kullanarak bitirdim. Saçlarıma falan sıktım. Ama sevmedim ya gerçekten benden uzak olsun. Pembe ve mavi baby'ler güzel ama onları deneyebilirim bir ara.

Angie yazan body mist idi. Kokusu güzeldi, severek almıştım ve severek kullandım ama çok sıkıldım. Çünkü çok uzun sürede bitiyor. Öyle önüne gelen body misti almamak lazım, bitirmek zor oluyor. 

Batiste kuru şampuan hakkında daha önce çok sevmediğimi söylemiştim. Daha doğrusu kuru şampuan olayını sevmediğimi söylemiştim; ama şişenin sonlarına doğru faydalı olduğuna karar verdim. Saçları gerçekten dolgun ve temiz gösteriyordu. Kışın her gün duş almazken kullanıyordum yani, bu yüzden evde bulunması için bitirdikten sonra bir tane daha aldım. 

Böylece net bilançoyu göz önüne alırsak, 

29 Ekim'de yazdığım posttaki görselleri inceleyelim.


Soldaki mavi parfüm ve pembe body mist bitti. Diğer 3 parfümle bir sorunum yok severek kullanmaya devam ediyorum.


Soldaki Yves Rocher ve beyaz kapaklı yüz nemlendiricisi duruyor. 5 ürün bitti.


Lip balm kategorisi biraz karıştı. Burada olmayan bir lip balm daha buldum. Sonra bir kavanoz lip balm daha geldi bana ben de bir tane aldım hatta....... Lip balm kötü olduğum bir kategori. Buradaki 2 ürün bitti, bir tanesi de çok azaldı. Kırmızı kavanoz ise kayıp. Ama elimde hala bir sürü lip balm var. Belki yeni bir envanter çıkarabilirim.


Burada değişen bir şey yok galiba şu an L'oreal'i kullanıyorum, diğerleri duruyor. Bitecek gibi de değiller çünkü pek eyeliner kullanmıyorum artık.


2 tanesi bitti. Ama hala 2 yıl kullanacak kadar rimelim var inanılır gibi değil, tam bir çılgınlık hali.


Kolonya kategorisinin tamamı bitti, zaten benim için en kolay kategori sanırım.


Soldaki beyaz çöpe gitti işlevini yitirdiği için. Yeni eklenenler de oldu bu kategoriye. 

Sonuç olarak, 29 Ekimden bu yana bir sürü kolonya kullanmışım. 
Saç ürünü çok kullanmıyorum, pek bitirmiyorum. 
Eyeliner pek kullanmıyorum, bitiremiyorum ve gereğinden fazla stoğum var. 
Rimelleri kullanıyorum, 2 tane bitirdim ama yine de gereğinden fazla stoğum var.
Lip balm kullanıyorum ama alıyorum da. Sayısı pek azalmıyor.
Krem ürünlerini kullanıyorum; ama biraz aldığım da oldu. 
Parfümlerimi kullanıyorum; çünkü pek yenisini aldığım bir kategori değil. Hatta bebek kolonyalarımı da body mist gibi kullanıyorum evde falan. Yeni parfüm almıyorum. 

Dolayısıyla bence 29 ekimde yaşadığım farkındalık işe yaradı. Artık tüketimlerime ve satın alımlarıma daha çok dikkat ediyorum. Ama gereksiz alışverişi ve yedeklemeyi sıfırladım diyemem. Krem kullanıyorum diye indirimde görüp aldığım oldu. Doğru, kullanıyorum fakat yine de elimde çok fazla olmasını istemiyorum. Bu yüzden kontrolü bırakmamam gerek. Bir de tesadüfen roll-on, deodorant geçti elime biraz (sürpriz kutu gibi şeylerden) dolayısıyla bir süre kullanabilecek kadar bu kategoride de ürünüm birikti. 

Ama elimde olan ve hate pan yaptığım pek ürün yok. Elimdekileri severek kullanıyorum. Sadece bazılarının (saç ürünleri mesela) sayısı fazla olduğu için hangisini kullanacağımı bilemiyorum. Aslında project pan bu karışıklığı gidermek açısından çok iyiydi. Ama özgürlükten de memnunum, sevdiğim ürünlerimi severek kullanıyorum. Yine de belki bir ara tekrar bir project pane başlarım. 

Sevgiler,
Didem


21 Mart, 2025

Project Pan: Işıklar içinde uyusun

 Merhaba Sevgili Okur,

Yeni bir güncelleme ile karşındayım. Bu sefer bir öncekilere göre daha farklı, pek sıradan olmayan bir güncelleme olacak. Projede revizyona gidiyoruz. Ya da projeyi lağvediyoruz. Bilemedim...

Öncelikle, bu projeye kasım ayında başladığımdan bu yana neler öğrendiğimden bahsetmek istiyorum: 

Makyaj zevk işidir. Sevmediğin ürünü nefret ederek kullanmanın alemi yoktur.  Ama tabi bilinçli satın alım yapmalıyız. Çöpe giden roll-ondan ilerleyen paragraftan bahsettiğimde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın sevgili okur. 

Ürün biriktirmemeliyiz, bittikçe satın almalıyız. İndirimler yıl boyu devam ediyor. Ürünler bir yere kaçmıyor. Ayrıca arada sırada envanterimizde ne var ne yok bakmalıyız ki evdeki üç rimelin varlığını unutup 4.yü almamalıyız.

Ürünleri kenarda bekletmemeliyiz, gelen ürünü kullanmalıyız kullanmayacaksak alternatif kullanımlar bulmaya çalışmalıyız. Bunu otel şampuanları için hayata geçirmiştik. Otel sabunları için bir yol hala arıyorum. 

Ürünleri de keyif alarak istediğimiz miktarda kullanmalıyız. Bitirme işi hırsa dönmemeli. 

Ardından bahsetmek istediğin başlıklara geçmek istiyorum ve sonra toparlayacağım.

BİTENLER VE ÇÖPE GİDENLER

Geçtiğimiz aylarda daima bitenler olarak bahsettiğim bu başlık bu ay maalesef ki çöpe giden ürün de içeriyor. Kendisi de fotoğrafın en solunda kırmızı başlığıyla duruyor: roll-on. Evet, çöpe en gitmeyecek kategori olduğunu düşünürsün şu ürünün ama maalesef kullanmaya tahammül edemediğim bir ürün oldu. Bunları üçlü olarak almıştım biliyorsun ve şişeleri plastik. Sağındaki yeşil şapkalıyı çok severek kullandım ve 4 ayda bitirdim ama bunda inanılmaz garip bir plastik kokusu alıyorum. Ancak bir iki kere kullanabildim, kötü kokunun ondan geldiğini de ancak anlayabildim ve çöpe yollamaya karar verdim. Üçüncüsünü kullanmaya geçtim ve onda da plastik kokusu falan yok gayet severek kullanıyorum. Bu maalesef kötü çıktı ve deodorant gibi şeyleri stoklamanın ne kadar yanlış olduğunu gösterdi adeta.... Ama hakkımı da yemeyeyim amacım depolamak değildi de üçlü alınca indirimli oluyordu. Sağındaki yeşil olanı da project pande izlemiştik ve aslında bitirme niyetiyle değil bir roll-onu ne kadar sürede kullandığımı izlemek istediğim için eklediğimi söylemiştim. Öğrendim: 4 ayda bitiriyormuşum. Bu yüzden roll-onları project panden çıkarıyorum. Tabi eğer proje feshedilmiyorsa......

Bir diğer ürün yine hiç sevmeyerek kullandığım gül vücut losyonuydu. Galiba bu kadar hate panin bir araya gelmesi sonucu bu projeden biraz yıldım ama sonuçta bitirdim. Şişesini saklayacağım seyahatlarde kullanırım. 

Mavi şişede otel şampuanlarından yaptığım vücut losyonu vardı ve bitti. O da çok zevkle kullandığım bir şey değildi, bir başka hate pan..

Loreal'in yüz kremini maalesef ki bitirdim fakat elimdeki Frudia krem de yüz kremi olarak kullanılıyormuş onu öğrenince ona geçtim. Fakat elimde başka krem yok, elimdekinin bitmesine yakın satın almalıyım. 

Yine Frudia'nın el kremini proje içindeyken almıştım, severek kullandım, kokusu çok güzeldi. Nemlendirmesi ve emilmesi de fena değildi. Diğer çeşitlerini de belki denerim ileride ama şu an için elimdeki minik kavanozlara evdeki büyük kremlerden doldurup kullanıyorum. Bu sistemden memnunum, bir süre böyle ilerlemeyi planlıyorum. Çünkü elimdeki el ve vücut kremleri kullanmayı sevdiğim ürünler artık. 

Son olarak Yves Rocher'nin lipbalmını bitirdim. Düzlendi ama içinde kalan ürünü kullanmamaya karar verdim. Gerçek project panciler onu da kullanıyor ama benim ona takatim yok pek, senin de olmazdı sevgili okur, biliyorum. Bir lipbalmı bu derece bitirmek bile benim için bir başarıyken, onu kutlamak istiyorum. Kendime eziyete dönüştürmek istemiyorum bu işi. 

Biten ve maalesef çöpe giden ürünlerim bu şekildeydi. Devam edelim.


PROJECT PAN GAZİLERİ

Bu ürünleri proje boyunca takip etmiştik. Daha doğrusu roll onu yeni kullanmaya başladım ama proje devam etse de onun ilerlemesini takip etmeyi planlamıyorum çünkü roll-on kategorisinde amacıma ulaştığımı söylemiştim. 

Soldaki body mist gerçekten kokusu güzel olsa da benim canımı sıkmaya başladı. Artık bir notkada bitmesini çok istiyorum fakat sanırım mayısta falan ancak bitecek.

Sağdaki uni baby kolonyası içinde ise Eyüp Sabri bebek kolonyası var. Onu da kullanmakta zorlanıyorum. Gerçekten sevmiyorum pek ve bu ürün de bir başka hate pan diyebiliriz. Şişesini ayrı sevmediğim için de bu şişeye aktarmıştım, biliyorsun.



CANLARIM

İşte minik, tatlı ve şirin kalbime taht kuran bebek kolonyası serisi. Valla sevgili okur project pan iyiydi de aynı ürünleri kullanmaktan gerçekten çok sıkıldım. Uzun zamandır istediğim kokuları da zaman içinde topladım. Orman esintisi Yaren'in hediyesiydi, soldaki ve sağdakini de kendim aldım. Valla hepsi de benim bebeklerim (literally) ve hiçbirinin varlığından pişman ya da rahatsız değilim. Bir noktada bitecekler ve o nokta pek uzak değil muhtemelen, biliyorum. Bu yüzden sıkılmadan kendimi yormadan kullanacağım bu kolonyaları. 



BUNDAN SONRA NE OLACAK

Bir şey olmayacak. Canım tekrar projeye başlamak istediğinde başlayacağım, elimdeki ürünlerden sıkılıp bitirme maratonuna girdiğimde tekrar ürünlerimizi seçip hedeflerimizi belirleriz; ama o zamana dek ancak bitenler postu filan atarım. Çünkü biten ürünleri kaydetme işini sevdim. Bir de arada panlamak istediğim ürünler olursa bahsedebilirim. Örneğin yukarıdaki body mist ve ruju da panlamaya başlıyorum. Kayda değer ilerlemeler kaydedersem ya da bittiklerinde gelişmesinden haberdar ederim. Sağdaki yine bir heves alınıp çok da bayılınmamış bir body mist, neyse ki diğerine göre çok çok daha az miktar var içinde. Bitmesi zor olmaz yine de ama bu üçlü hate pani kullanırken gerçekten sevdiğim parfümlerimi hiç kullanmıyorum ona üzülüyorum. Neyse işte ders olsa body mist konusunda dikkatli olayım bundan sonra.

Soldaki de bir likit ruj. İlk likit rujum ve likit rujları hiç sevmediğimi fark ettiğim ürün. Sürümü kolay değil bence. Kalıcıkları normal rujlara göre daha iyi ama ben çok kalıcılık arayan bir insan da değilim. Neyse bu minik şeyi bazen allık olarak bazen dudaklarımda falan kullanacağım, bakalım bitirebilecek miyim ya da ne zaman bitirebileceğim. İzlediğim bazı project panciler bunlardan bir sürü bitiriyor hem de tam boyunu falan, nasıl bir his çok merak ediyorum. 

Öyle işte. Belki bir sonraki postta favori ürünlerimi ya da hakkını vererek kullandığım far paletlerimi gösteririm. 

Sevgiler,

Didem

01 Mart, 2025

Project Pan 4. Güncelleme

 Merhaba sevgili okur,

1 ay daha geçti. Project pan ve low buy year challengelarımızda bazı gelişmeler oldu. Bazı heyecan verici sonuçlarımız var; fakat bazı satın alımlar da yaşandı. Hepsinden sırayla bahsedeceğiz. 

Öncelikle project pane yakışır bazı girişimlerde bulunarak şu otel şampuan ve vücut losyonlarını karşıma aldım. Bunlar genelde verildiği yerde kullanmadığım ürünlerdi. Çünkü ben nereye gidersem şampuanımı da yanımda götürürüm ve bu otel şampuanları asla kaliteli değildir. Yine de verildiği için bavuluma atar,  bir sonraki seyahatte kullanırım niyetiyle saklarım. Bir sonraki seyahat gelse de bu şampuanları kullanmaya sıra hiç gelmez. Çünkü sevgili okur bilirsin ki bunlar saçı keçeleştirir, ne kokusu vardır ne güzel köpürür, bu yüzden de insanın eli asla gitmez. Ben de hiçbir seyahate bunları götürmeyeceğime kanaat getirince hepsini gördüğün mavi şişeye boşalttım ve vücut losyonu olarak kullanıyorum. Zaten az bir ürüncü ama ilerlemesinden bahsedeceğim. Bu şişelerin içinde kalanlar da oldu tabi, makyaj fırçalarımı yıkarken içlerini çalkalayarak kullanıyorum ve gerçekten iç rahatlığıyla bunları emekli ediyorum. Belki şişeleri geri dönüşüme atarım belki seyahatlerde kendi şampuanımı koymak için kullanırım buna henüz karar vermedim. Fakat sanırım dönüşüme yollarım çünkü elimde yeterince boş şişe var. Henüz bir karar veremediğim nokta bu ürünlerin minik sabun halleri. Birkaç tane var elimde. Onları nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum. Bir yöntem arıyorum. Bulursam seninle de paylaşırım. 


BİTENLER!!!

Bitenlerimiz bu ay güzeldi sevgili okur. 

Öncelikle Uni baby'nin kolonyası bitti. Çok şükür!!! Gerçekten pek sevmeyerek kullandım. Evde body mist gibi sıkıyordum. Bir daha kesinlikle almayacağım bir ürün. Çünkü yerine yenileri geldi zaten...

2. ürün Yves Rocher'nin kayısılı vücut peelingi. O da bitti. Ambalajı keserek içindekileri de bitirdim. Çok etkili mi emin değildim ama şu anda kullandığım peelinge kıyasla baya etkiliymiş. Ama yeniden almam çünkü peeling kategorisini gerekli bulmuyorum.

3. boş şeffaf şişe Johnson's Baby kolonyasıydı. Onu da body mist gibi kullanarak bitirdim sonunda. Onu da sevmedim ve yeniden almam.

4. kolonya gül kolonyasıydı. Elimde iki tane vardı. Birini bitirdim diğerinde de ilerleme var. 

5. şişeyi ibretlik olarak koydum sevgili okur. Bu şişeyi ben eylülden beri bitirmişimdir. %100 doğal gül suyuyla gönül bağım var. Bunu da Isparta'dan almıştım ve elimde iki bidon daha var. Evet sevgili okur, onlar da bu boy... Bu bidonu da saklayacağım, Eyüp Sabri'den kolonya doldururum diye düşünüyorum. 


Ayrıca makyaj ürünü olarak da 1 tane kapatıcı ve 1 tane ruj bitirdim. 

Bu kapatıcıyı uzun zamandır kullanıyordum, memnunum. İndirimde filan denk geldikçe alıyordum. Ama bundan peş peşe birkaç tane bitirdiğim için artık yeni bir şeyler de denemek istiyorum. Bu sefer de Fit Me kapatıcıya geçtim. Şimdilik ondan da memnunum. 

Muhtemelen ilk rujum olan emektarı da artık emekliye ayırıyorum. Gerçek project panciler bunun içinde kalan kısmı da ruj fırçasıyla falan kullanıyorlar ama bu rujun ne kadar eski olduğunu söylemek bile istemiyorum, ilk rujum deim sana! Zaten çok uzun zaman önce vedalaşmam gerekliydi; fakat rengini çok sevdiğim için bitmesini bekledim. Artık tamamen sıfırlandı, fotoğraftan ne kadar görünüyor bilmiyorum. Sürülmüyor. Ambalajı da baya eskidi, ilk alındığı halini hatırlamıyorum bile. Neyse güzeldi, çok severek kullandım ve yeni keşiflere hazırım! Zaten elimde severek kullandığım başka rujlar da vardı onlarla devam ediyorum. Ruj alışverişim de yok.

Sıvılar!!!

Aşağıda gördüğün Eyüp Sabri bebek kolonyası'nı pek sevmiyorum biliyorsun Sevgili okur. Ama şişesini de ayrı sevmiyordum. Sprey kısmı hiç iyi değildi bence, tazyikini beğenmedim. Bu yüzden öncelikle onu Johnson's Baby'i koyduğum boş şişeye koydum. Ama boş şişenin de sprey kısmı bozuldu. Dolayısıyla bu sefer de Uni Baby'nin şişesine koydum (altta). Ve artık bu ürün de aktif olarak kullanılıyor.


Yumoş spreyde bir ilerlememiz var. Bunları Yaren'in önerisi üzerine kazaklarda kullanmaya başlamıştım. Bu azalma da o şekilde oldu. Artık saldım ben bunu, kazaklarda kullandığım haliyle her ay belli bir ilerlemesi oluyor, bir noktada biter herhalde. Hatta acaba biterse alır mıyım diye bile düşünmeye başladım. Ama bunu düşünmek için baya bir vaktim var. Henüz kararımı vermiş sayılmam.

Body mist: Yine bir azalma var ama bitmedi. Bu ay koku konusunda odağımı kaybettim ve parfümlerimi özleyerek onları kullanmaya ağırlık verdim. Yine de body misti diğer aylar kadar kullandım. Sanırım 3-4 ayı bulur bitmesi. Cidden ne zormuş body mist bitirmek. Bir de bebe kolonyaları daha güzel aslında, body mist bir daha almamak lazım, tabi eğer gönül ferman dinlerse....

Uni baby kolonya şişesine yukarıdaki Eyüp Sabri bebek kolonyasını koydum. Başlangıç ve ilerleme çizgilerini de işaretledim. Tıpkı uni baby'nin kendi kolonyası gibi sabit bir hızla ilerliyor. Bu şişede kullanımı daha kolay olsa da kokuya bayılmıyorum. Yine bitirmesi 3-4 ayı bulacak. Ama bebek kolonyası kategorisinden eklenen bazı ürünler de oldu....... Belki gösteririm.......

Peeling: Yves Rocher'nin kayısılı peelinginin yanında oldukça vasat kaldı. Bunu vücuda sürüp kese yapmak öneriliyor da kese zaten tek başına da yapabilirim, neden bu ürünü kullanayım hiç anlamadım. Tek başınayken içindeki tanecikler o kadar minik ve güçsüz ki kendilerine hayrı yok. Dolayısıyla çöpe atmamla kullanmam arasında hiç fark göremiyorum bu ürünü. Ama arada kollarıma falan sürerek bitireceğim. Çöpe atmayacağım. Bunun şişesini kesmeyip içini suyla doldurup çalkalarım bitirirken. Dolayısıyla boş ambalajı başka ürünler için değerlendirebilirim. En azından bir işe yarar hayatındaki ilk kezz...



Bir sonraki güncellemede muhtemelen bitmiş olacaklar:

Öncelikle Ankara'nın -11'lere giren hava sıcaklıkları en çok nemlendirme ajanları kategorisini vurdu denebilir. Kayda değer bir gelişme sağladık uzuuuuun zamandır sürünen bu ürünlerde. Bir önceki postta nemlendiricimin elimdeki tek nemlendirici olması hasebiyle bitmesini istemediğimi söyemiştim ama sanırım üçte biri kaldı. Çok kısa sürede bu kadar azaldı çünkü o kuru soğuklar yüzümü pul pul kuruttu. Ben de bol bol kullanmak durumunda kaldım. Canım sağolsun ne diyelim. Elimde zaten Frudia'nın bir kremi vardı o da yüz nemlendiricisi olarak kullanılıyormuş. Bilmiyordum. Ona geçerim. 

Himalaya'nın kremi ise bitti sayılır. Bir ya da iki kez sürecek kadar kaldı. Yine bir sonraki güncellemede kesin bitmiş olanlar kategorisine gidecek. Ondaki bu azalma trendi elimdeki diğer nemlendiricilerde de bazı ilerlemeler sağladı.

                                                               

Otel şampuanlarından oluşturduğum shower gel: Az kaldı baya, sanırım iki kullanıma falan biter. 

Roll-on: Çok az kaldı. Bir haftaya kadar biter. Bildiğin üzere elimde 2 tane daha vardı, onlardan birine geçerim. 


Nemlendirme Ajanları

Gül Şampuanı: O aslında bitti, ama yanındaki gül vüvut losyonuyla birlikte burada bahsetmek istedim. Gül şampuanı da otel şampuanları kadar memnun kalmadığım bir ürün oldu. Kokusunu da sevmedim, köpürmesi de iyi değildi. Normal şampuanımla birlikte kullandım. Zaten bunları kullanmaya elim hiç gitmiyordu ve bir köşede çook uzun zamandır bekliyorlardı. Bu proje tam da bu gibi bıraksam sonsuza kadar duracak ama çöpe de atamayacağım ve benimle 3. evlerine (şaka değil) taşınacak ürünler için iyi oldu. Elimden çıkıyorlar. Sağdaki gül vücut losyonunu da hiç sevmedim. Bence nemlendirmesi de iyi değil kokusu da. İlginç bir şekilde markanın %100 gül suyunu bidonla bitirirken diğer ürünlerini hiç sevmedim. Ama 10 günde falan bu şekilde ilerleme kaydettim, kalanını da bir haftaya 10 güne bitiririm. Bunların şişelerini seyahatlerde kendi ürünümü taşımak için kullanabilirim. O açıdan saklayacağım. Bu arada sanki ufaktan ev çöp eve dönecek gibi hissediyorum hiçbir ambalajı atmadığım için ama hayırlısı... O otel boyları en azından dönüşüme yollayayım ben.




Eyüp Sabri'nin kiraz çiçeği kokulu losyonunu hem evde kullanıyorum hem de minik kavanozlarda yanımda taşımaya başladım. Ona da aktardığım için bu derece bir azalma var. 

Yves Rocher'yi de hem kavanozda yanımda taşıyorum hem de evde kullanıyorum. Bu ikisini aynı anda kullanıyor gibiyim. Kiraz çiçeğini banyoya koydum. Himalaya'nın azalmasıyla biraz odağımı kaybettim, bir de bu sürede ben zaten kullanıyorum diye bazı nemlendirici alışverişlerim oldu..... Onları da kullanmaya başladım. Neyse bunun hesabını sonra vereceğim. Devam edelim.

Sonuç Olarak;

Bu ay biraz karışık bir ay oldu. Geçen ay Samsun'a gideceğimiz için sonuçları 1 hafta erken yazmıştım. Samsun'da bu ürünlerin çoğunu kullanamadım. Evime dönünce rutine de geri döndüm. Genel olarak project pan ürünlerine sadık kaldım ve güzel ilerlemeler oldu. Ama parfümlerde örneğin biraz çeşitlilik aramaya başladığım bir ay oldu. ikincisi, nemlendiricilerimdeki azalma kendime alışveriş yapmayı hak görme gibi bir mantığa neden oldu ve almamam gereken şeyleri aldım. En zayıf kategorim olan vücut losyonu ve kolonya kategorisinde bazı alışverişler yaşandı.

Bunun yanında ne zamandır dolapta duran, hem yer işgal eden hem bir şeye yaramayan otel şampuanlarına savaş açmam bir kazanım oldu. Onları da sırf bitsinler diye israf etmedim, aksine içlerini çalkalayarak kullanıyorum. 

Genel olarak projeden memnunum. Dolapta ürün biriktirme, kullanmadığın halde saklama ya da kullanmamaya kıyamama alışkanlıklarımı bıraktığımı düşünüyorum. Makyaj malzemelerimde de pek kullanmadığım paletlerin tadını çıkarıyorum. Kendimi kullanmak için zorlamıyorum ama sana daha önceki postlarda gösterdiğim paleti kullanmaya devam ediyorum. Onda bir renk var dibini görmek istediğim, onu gördükten sonra da yine pek az kullandığım bir renkli palete geçeceğim. Onun da biraz hakkını verelim.

Bir sonraki postta bu süreçte aldıklarımı göstersem mi diye düşünüyorum ama kararsızım sevgili okur çünkü kantarın topuzu kaçtı... 



23 Ocak, 2025

Project Pan 3. Güncelleme

Merhaba Sevgili Okur,

Project pan'in 3. güncellemesinin zamanı geldi çattı, zaman ne çabuk geçiyor insan anlamıyor. Böyle böyle ömür geçiyor.......... Ne diyorum yahu, konuya dönelim. Öncelikle yemek projesinde çok iyi gittiğimi söylemem gerek. Buzlukta bulunan yiyecekleri bol bol tükettik bu süreçte ve marketten yalnızca süt, yoğurt gibi almam elzem olan şeyleri aldım. Çok da zorlanmadım aslına bakarsan, Samsun'a gidip geldikten sonra da belki devam edebilirim. Ayrıca 1 hafta vegan beslenme, 1 hafta glutensiz beslenme, 1 hafta laktozsuz beslenme gibi deneyler de yapmak istiyorum. Belki bunlara yönelik yemek planları da hazırlarım sonrasında. 

Normal project pan'e gelirsek, güzel bir ay olduğunu düşünüyorum. Low buy planlarımda da iyi gidiyorum bence, böyle bir karar vermemiş olsam alacağım çok şey olurdu. İlla büyük ve masraflı şeylerden bahsetmiyorum ama herhangi bir satın alımda biraz daha dikkatliyim. Bu mutfağa bile yansıdı örneğin. 

Bu ay makyaj palzemelerinin project paniyle ilgili olaraksa bir karar aldım ve project pandan makyaj ürünlerini çıkarmaya karar verdim. Çünkü benim izlediğim project pancilerin onlarca ruju, glossu, dudak kalemi filan olduğu için ben de koymuşum bence dudak ürünlerimi ama benim sana gösterdiğim ve bitmek üzere olan dudak ürünlerimden başka pek ürünüm yok. Bir de geçtiğimiz aylarda çıkardığım eyeliner ve rimel envanterim beni korkuttu, ama aslında yine project pancilerdeki gibi onlarca farklı ürün deneme arzusundan değil evde olan ürünün varlığını unutmaktan almıştım ben onları. Ki eyelinerlar ve rimeller açık değil, dolayısıyla bir noktada kullanıp bitireceğim. Yeni rimel almıyorum, böyle bir arzum da yok. Sorunum renkli kozmetik çılgınlığı değil de B12 eksikliğiymiş... Bir de bu kozmetik ürünlerini, özellikle farı panlamaya başlamak bende normalde yapmayacağım zamanlarda da makyaj yapma sonucu doğurdu. Bu durumdan rahatsız oldum. İstediğim zaman istediğim renkte makyaj yapmak istiyorum ben. Sonucu makyajı kendimizi iyi hissetmek için yapıyoruz ama ben iradem dışı, projenin iyiliği için makyaj yaptığımda hem çok fazla olmayan malzemeleri daha erken bitirme ve yenisini alma gibi bir sorunla karşılaşma ihtimalim vardı hem de kendimi iyi hissetmediğim makyajları yapma riskim. Far paletindeki gelişmeleri ya da rujlar biterse falan gelişmeleri anlatırım ama bu postlarda ilerlemelerini paylaşmaktan vazgeçtim. 

Uzuuuun bir girizgahtan sonra işin eğlenceli ve heyecanlı kısmına geçebiliriz. Burada da bu arada bir farkındalık daha kazandım, yani ben çok geniş koleksiyonu olan insanları izleyerek bu projeye başlamak istemiştim ama benim vücut losyonu, parfüm gibi ürünlerim de çooook uzun aylar ya da tam bir 2025'i alacak kadar yokmuş bence. Benim sadece ürünleri kullanmayı unutma gibi bir sorunum varmış. Elime krem sürmeyi unutmayınca ürünler kendiliğinden azalıyor ve çok da uzun zaman almıyormuş aslında. Dolayısıyla projenin başlangıçta 2025 boyunca sürmesini düşünmüştüm ama benim o kadar ürünüm yokmuş.... Neyse tamam artık konuya giriyorum Sevgili Okur, sabırsızlandığını tahmin ediyorum, yılın en süper project pan postundasın....

1. Satın Aldıklarım

Minik bir sudocrem aldım ama bu işte tam da kaçınılması gereken gereksiz alışverişti, çünkü ne yapacağımı onunla bilmiyorum. Çok sevimliydi ve kavanozu sonra da kullanırım diye aldım fakat kokusu falan da bir garip. Nasıl kullanabileceğimi araştıracağım, bitirmek çok zaman almaz sanırım. Sonra da dediğim gibi ambalajıyla yolumuza devam ederiz.

Bir de rossmandan birazdan göstereceğim minik krem kutularından aldım. Ne işe yaradığını da birazdan anlatacağım. Bu süreçte çok fazla rossman, gratis ve watsons gezdim fakat gerçekten makyaj ve bakım ürünleri konusunda çok problemli olmadığımı gördüm. Bence benim problemim kıyafetlerleydi, o konuda da bu ay güzel bir süreç geçirdim. Fena gitmiyor yani low buy. 

2. Bitenler

Makyaj ürünlerinin güncellemesini paylaşmayacağım dedim ama bitenleri paylaşamaya devam edebilirim. Geçen güncellemede de neredeyse bitmiş olan highlighterı tamamen bitirdim (sağdaki). Onun başka bir rengini almıştım onunla devam ediyorum. Baya götürür beni.



Bana satıldığını söylediğim şu nemlendiriciyi bitireyazdım. Gördüğün son çentiğe geldim yani. Ama bu şekilde ürünü kullanmaya devam etmek zordu, bu yüzden ürünü kestim ve içindeki ürünü Rossmandan aldığım kavanoza aktardım. 20ml'lik kavanozu doldurdu. Onu da 2-3 kullanımda kesin bitiririm diye düşünüyorum. 



Sonrasında ise vücut losyonu olarak Yves Rocher'nin en soldaki ürününü kullanmayı planlıyorum. O da 11 Kasım'daki görselde tam doluymuş. Şimdi biraz azaldı. Çünkü onu bu ay bir süre el kremi olarak kullandım. Yine Rossman'dan aldığım yukarıdaki kavanozdan bir başkasına (2 adet almıştım) aktardım ve çantamda taşımaya başladım. Geçen güncellemede çantamda taşımak için minik krem aldığımdan bahsetmiştim ama artık buradan o kavanozlara aktararak taşımaya karar verdim. Elimde Eyüp Sabri'nin de kremleri vardı biliyorsun onları da böyle kullanacağım.  Ayrıca şaka maka sol alttaki 11 Kasım fotoğrafından 3 ürün bitmiş oldu. Şu anda Yves Rocher kullanmaya da biraz ara verdim, Himalaya'yı bitirmek istiyorum. Yapısı bana çok yağlı geliyor, tekrar almayı düşünmeyeceğim bir krem. Bitsin istiyorum. El kremi olarak onu kullanıyorum şu ara sadece. Ama Samsun'a götüremeyebilirim onu, çok fazla gelebilir orası için. Samsun'da Yves Rocher'den devam edebilirim. Sonra dönünce Himalaya'ya geçeceğim ama mutlaka.


                                                            11 Kasım                                           22 Ocak

Himalaya da çok kalmadı aslında çeyreğinden azdır yani. Ama yağlı olduğu için çok az kullanmak da yetiyor. Aşağıdaki görselde sağda yer alan ise yüz nemlendiricim. Onu da kışın düzenli kullandığım için gittikçe azalıyor. Başka yüz nemlendiricim olmadığı için bitmesini pek istemem açıkçası. 


Gelelim ilerlemesi en net görünen ve bu yüzden beni en çok heyecanlandıran kategoriye: Sıvılar!

                                               

Burada güzel haberlerimiz var, iki ürünümüz bitti. Ama dur sırayla gidelim.

Soldaki body misti baya kullanıyorum ama çok yavaş azalıyor, yani bir tam bodymisti bitirmek benim için çook uzun zaman alıyor anladığım kadarıyla. Yani "BİM'de indirimde gördüm alıvereyim ne olacak" dememek lazım. Artık daha bilinçli olduğumu düşündüğüm bir kategori bodymist ve parfüm. Çünkü zor bitiyorlar ve ziyan etmemek lazım. 

Uni Baby'nin kolonyası da saçlarıma falan sıktığım düşünülürse ennnn az 6 ay almıştır. Hiç az bir süre değil. İçinde 1-2 kere kullanmalık kaldı ama bitti sayıyorum. Bugün yarın biter çünkü, Samsun'a gitmeden kullanırım diye düşünüyorum. 

Yumoş'un spreyini arkadaşım Yaren'in tavsiyesiyle kazaklarda kullanmaya başladım. Kazaklar her giyimden sonra yıkanmaz aslında bunu biliyordum ama ben şimdiye kadar yıkıyordum. Ama bu ürünü kullanmaya ve hem kazağın ömrünü uzatmaya hem de yavaş yavaş bu ürünü kullanmaya karar verdim. 3-4 kez de kazaklarda kullandım ve fena olmadı. Az az kullana kullana bir noktada bitecek. Bütün bir 2025'i alacak olan bu ürün olabilir belki.......

Roll on tam da tamin ettiğim gibi ilerliyor. Bir roll-on 4 ay falan alıyormuş ve 2 tane daha yedek ürünüm var. Bu çok gereksiz mesela. Ama üçü paket olarak uyguna geliyor diye almıştım. Sanırım 2025 boyunca bu kategoriden ürün almama gerek olmayacak. Öyle görünüyor. Elimdeki de bu ay ya da 40-45 güne falan biter gibi duruyor. 

Veee adidas parfüm de bitenler arasında! Onu hala çok seviyorum, bir tane daha vardı elimde ve biraz ara verip özledikten sonra kullanmaya başlayacağım. Aslında kullanırım şimdi bile çünkü çok sevdiğim bir koku ve piyasada artık bulunmuyor. Bazen de vedalaşmayı bile gerek.

En bariz azalmanın olduğu ve beni en çok sevindiren iki ürün ise iki adet kolonya:

                                                              

Gül kolonyaları hediyeydi. Bir tanesini tuvalete koydum ve günde 5-6 fıs kullanarak bu derece azalttım. Durup dururken sıkıp bitirmeye çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın, onu kullanmasam Eyüp Sabri kiraz çiçeği kullanırdım, bunlar da bir köşede sonsuza kadar beklerdi. Bunları değerlendiriyorum. Gül kolonyalarının ikisi de hediyeydi, güzel aslında ama benim kolonya kriterimi çok karşılamıyor ve çok parfümlü kalıyor. Bu yüzden çok elim gitmiyordu. Ama kullanınca da seviyorum. Biri bitince diğerine geçeceğim. Şişelerine başka kokular doldurarak kullanabilirim.

Soldaki ise Johnson's baby kolonyaydı. Onu da pek sevmiyordum elimde ama bu şişeden body mist gibi kullanmaya başladım ve o şekilde sevdim. Dolayısıyla da baya kullandım. Yine de bitse özlemini çekmem...


Son kategorimiz geçen postta panlamaya başladığım bir tırnak bakım jeli ve body peeling. 

Tırnak bakım jelini başta düzenli kullanıyordum ama sonra yine unuttum ve elim gitmemeye başladı. Zaten çok az kullanmak yetiyor bu yüzden de çok az azaldı. Peelingin ise 1-2 kullanımı kaldı aslında. Onu da kesip kullanırım muhtemelen. Haftada 1 kullanarak azaldı. Elimde yine bana zorla satılan bir tane daha peeling vardı bitince de ona geçeceğim. 




Eveeet projenin ilerlemeleri bu şekildeydi. Bu takip sisteminin benim için en iyi yanı bir ürün ne kadar sürede kullanılır, kenarda tutmaya gerek var mı, varsa kaç tane gereklidir gibi sorulara akılcı yanıtlar bulmama yardımcı olmak oluyor. Örneğin işte 3 tane roll on paketini indirimde diye almaya gerek yok, bir tanesi zaten 4 ay sürüyor. 4 ay sonra alabilirim. Ya da kolonya ve body lotionlardan korkmama gerek yok, çok tüketiliyorlar. Yine de akıllı alışveriş yapmak lazım. Bir de, makyaj ürünlerinden keyif almak lazım. Makyaj tam keyif işi olmalı. 

Öyle işte. Bu ay çıkardığım dersler de bunlardı. Sonraki güncellemelerde görüşmek üzere sevgili okur.




15 Ocak, 2025

Dikkat, project pan sahası, girilmez!

 Merhaba Sevgili Okur,

Yeni bir challenge'a daha başlıyorum. Evi kocaman bir project pan sahasına dönüştürmemin bir sonucu olarak mutfağı da şantiyeye çeviriyorum. Buzdolabım da buzluk da pek dolu. Kavanozlarca konservem var, elbette hepsi bir an tüketmek için değil ama kış boyu tüketebilmem için düzenli olarak kavanozdan ürün kullanmam gerekli. Aksi halde önümüzdeki yaza da sarkıyor, ki geçen yıl öyle olmuştu. Yazın üstüne yenileri de eklenince yine nerelere sığdıracağımı bilemediğim kadar çok kavanozum oluyor. Buzlukta da smoothie için dondurulmuş meyveden ekmeğe, fırına atıp pişirilecek yemekten et ürünlere kadar pek çok kategoride malzeme var. Hem buzluktaki karışıklığı hiç sevmediğim için tüketmek istiyorum, hem de önümüzdeki haftalarda Samsun'a gideceğim için oradan getireceğim ürünlere yer açmak istiyorum. Bir de bakliyat, pirinç gibi ürünlerden de getiririm muhtemelen. Yani yer açmak istiyorum sevgili okur, yer!!


Bu projeye Samsun'dan döndükten sonra mı başlasam dedim önce ama no cheating!

Aslında ben planlı bir yemek planı oluşturan ve ardından markete giderek ihtiyaçları alan bir insan olduğum için mutfak konusunda kendimi maskaralar kadar sorunlu görmüyorum. Ama mutfakta da dolmalık fıstık, kuş üzümü gibi ürünlerde; maskaralarda olduğu gibi evde olduğunu unutma ve dursun diye alma hastalığına yakalanmışım. Bu yüzden evde fazlaca dolmalık fıstık ve kuş üzümü var, iç pilav yaptığım gün sayısı ise yılda bir elin parmağını geçmiyor.... Dolayısıyla önce yemek menüsü oluşturup sonra alışveriş yapma metodundan evdeki ürüne göre yemek menüsü hazırlama usulüne geçmeye karar verdim. Bu süreçte hiç alışveriş yapmamam mümkün değil, bu yüzden belli kurallar belirledim. Temel kural, ana malzemeyi evden kullanacağım, yardımcı malzeme satın alabilirim. İki örnekte çok güzel açıklanabileceğini düşünüyorum. Örneğin kısırın ana malzemesi köftelik bulgurken, yardımcı malzemeler maydonoz ve taze soğandır. Yani köftelik bulgur alamam ama yeşillik alabilirim. Bir diğeri, mantarlı makarnanın ana malzemesi, yani o yemeği o yemek yapan öğe, mantardır. Ama makarna da almayı düşünmüyorum açıkçası. Evde yeterince var ve çok sık yemiyoruz. Bu şekilde düşüneceğim yani. Sonuçta bulguru kaynatıp yemediğimiz için onu yemeğe dönüştürecek olan malzemeleri alabilirim.

Almakta serbest olduklarım:

  • Yardımcı malzeme (bu konuda dürüst olacağım, kendimi de seni de kandırmayacağım)
  • Limon
  • Yoğurt
  • Süt
  • Patates, soğan ve içine evden de malzeme koymak şartıyla taze sebze. 

Örneğin evde hiçbir malzemesi olmayan bir yemeği yapmaya karar vermek yerine, evdeki kuru börülceyi değerlendirmek için bir şey yapmaya karar verip, onun içinde yer alan elzem bir malzemeyi tedarik etme yoluna gideceğim.

25'inde Samsun'a gideceğiz ve öncelikle Samsun'a gidene kadar sürdürmek istiyorum. Bunda çok zorlanacağımı sanmıyorum çünkü evde pek çok şey var şu an. Ama çok uzun süre sürdürebileceğim bir proje de değil çünkü mantarlı makarna yemenin lüks olmadığını düşünüyorum. Aynı zamanda öz kaynaklarımla neler yapabileceğimi görmek, biraz yaratıcı davranmak ve kendimi zorlamak da istiyorum. Seni menülerimden de haberdar ederim sevgili okur!

07 Ocak, 2025

Pan That Palette Challenge!

 Merhaba Sevgili Okur,

Project Pan'imizle bağlantılı yeni bir challenge'a başlıyoruz. Benim project panin sınırlarının asla belli olmaması, ayağının adeta kaygan bir zeminde olması, daima eklemelerle neredeyse tüm evi kocaman bir project pan'e sokmaya adım adım yaklaşmam bir sorun teşkil ediyor mu bilmiyorum. 

Ama far paletimi de bu kapsamda değerlendirmeye karar verdim. Öncelikle söylemeliyim ki benim başka paletim de var ama bu paleti almadan önce bunun gibi bir paletim daha yoktu. Mevcut olanlardaysa kullanıp bitirdiğim renkler filan vardı. Zaten onlar az renkli minik paletlerdi. Bu yüzden heves edip almıştım işte bu paleti. Yorumları filan da güzeldi, Yağmur Vardar öneriyordu. Araştırmalarım sonucu bu palette karar kıldım. Geldiğinde de çok beğendim. Hatta yakın arkadaşlarımın düğünü için makyajımı kendim yaptığımda da bu paleti sıklıkla kullandım. Işıltılı renklerin kullanımından anlayabilirsin sevgili okur... Tamam hadi kabul ediyorum ki yakın arkadaşlarımın düğünü haricinde de o ışıltılı farları kullanmayı seviyorum ben. Yani aslında kullanmayı sevdiğim bir palet. Ama günlük olarak kullanmıyordum nedense. Çekmecede duruyordu, ben de günlük kullandığım makyaj çantasına transfer etmeye karar verdim. Birkaç gündür makyajımı bu paletle yapıyorum. Zaten uçan kaçan farlı makyajlar yapan biri değilim. Tüm göz kapağıma ten rengi ya da açık bir baz rengi sürüp katlanma bölgesine de çok hafif pembemsi bir şeyler sürüyorum. Bu makyaj hiç şaşmaz genelde. Bazen neşeliysem ya da o güne neşe katmam elzemse parıltılı farlardan da dokunduruyorum. Fırçayı palete minik dokundurduğumda zaten benim için fazlasıyla yeterli oluyor. Youtube videolarında görürdüm bandıra bandıra far alırlar fırçaya ama benim öyle bir hayatım yok sevgili okur, sen de biliyorsun. 


Bu iş için yukarıdaki paleti seçtim. Renkleri de aşağıdaki gibi görünüyor.


Farların üzerinde dokundurmaları ve kullanımları görüyorsun sevgili okur. Öncelikli hedefim sol üstteki 2. rengi baz rengi olarak tüm göz kapağımda kullanmak. Onun 2 altındaki kiremit rengini de katlanma bölgesine sürmek. Ayrıca allık sürmek istediğim zamanlarda da minik dokundurarak allık olarak da kullanabiliyorum. Çok güzel ve işlevli bir palet. Ama sanırım ben sabah hazırlanırken çok fazla seçenek içinden seçim yapma, düşünme, mesai harcama kısmını pek sevmiyorum. Doayısıyla hep aynı minik paleti kullanıyordum. Biraz ufkumu genişletmek istiyorum. Aslında bu palette yoğun olarak kullanacağımı düşündüğüm ve yukarıda bahsettiğim 2 renk çok ufuk açıcı değil, benim minik palette kullandıklarımın muadili olan renkler ama en azından bu palet de kullanılmış olur. Bu vesileyle hayatıma bazı ışıltılar katmayı da daha sık hatırlarım. 

Şimdi biraz uçan kaçan farlı makyajlara göz atalım, bize de ilham olsun. (Görsellerin tamamı pexels.com'dan ücretsiz kullanıma açık olanlar arasından seçilmiştir. Hanımefendileri değil makyajları değerlendiriyorum. Hanımların hepsi çok güzel çünkü <3)

1. Kıpklasik bir renkli makyaj örneği. Sarı, yeşil ve kırmızı bir arada kullanılmış. Liseden beri izlediğim makyaj gurularının tamamı göz makyajını hareketli yaptığımızda dudaklarımıza nude ruj kullanmamız gerektiğini söyler. Açıkçası ben bu kuralı çok uygulamıyorum bu yüzden aşağıdaki hanımefendinin de uygulamasına gerek görmüyorum ama sanki biraz fazla renkli olmuş gibi bir hissiyat aldım. Yine de sarıyı bir far olarak başlı başına beğendim. Hanımefendinin cilt alt tonuna falan da uymuş muhtemelen. Bi sevdim yani ne biliyim.


2. Ne yalan söyleyeyim ben aşağıdaki gibi çerçevelenmiş gözleri ve eyelinerları hiç sevmiyorum. Buradaki görsellerin muhtemelen hepsi katalog çekimi gibi bir şey olduğu için fazla ekstrem ama günlük hayatta da eyelinerı göz pınara uzatanlar görüyorum. Ben anam babam usulü cat eye harici eyelinerı pek sevmiyorum. 

3. Eskiden Youtube'ta şu makyajlar ne yapılırdı var ya. Böyle vlog, lifestyle, haber içerikleri youtube'ta pek yoktu ben lisedeyken. Makyaj kanalları vardı. Ben de hem İngilizcemi geliştirmek hem de makyaj konusunda fikir edinmek için onları izlerdim. Makyaj hiç yapmazdım, lisede izleyip öğrenip üniversitede uygulamaya başladım. Şu buğulu sözler, smokey eyelar falan havada uçuşurdu. Ben pek sevmiyorum. Daha aydınlık makyajları seviyorum. 


4. Yukarıda da sarı farı beğendiğim gibi  şeftalili, turunculu makyajları çok seviyorum. Tamam kışın işe giderken kullanılmaz ama elimden gelse yazın yapmak isterdim. Fakat o kadar çok makyaj videosu izlememe rağmen far konusunda hiç iyi değilimdir. Böyle güzel renk veren palet bulmak için de bir sürü makyaj paleti falan almak denemek lazım. Tahmin edeceğin üzere kozmetik sektöründe far paleti derya deniz. Hiç bulaşmasam daha iyi olacak. Elimdekiler bile fazla fazla yetiyor. Ama beğeniyorum yani.


5. Şu makyajı çok beğendim. Kadının zaten aşırı güzel olan göz rengini iyice ortaya çıkarmış. Sanırım göz altına yeşil kalem sürmüş ve bu harika renkte o kalemin çok büyük etkisi var. Far olarak bronz, ıslak bitişli (bak bunlar hep makyaj terminolojisidir sevgili okur) bir renk seçmiş ve eyelinerını ışıltılı bir şeyle çekmiş. Bu makyajı çok beğendim. Ruj rengi de uymuş. Ama tabi benim günlük olarak kullanmam için yine çok fazla ve çok uğraştırıcı. Ama bunu günlük olarak kullanan vardır. Çok da ekstrem değil bence. Arkadaşlarla kafeye gitmek için gideri olan bir makyaj. 



6. Pek bahsetmesem de benim asıl uzmanlığım eyelinerdır sevgili okur. Şöyle sadece eyeliner ve ruj ikilisini severim ve üniversite boyunca neredeyse her gün eyeliner çekmişimdir. Bu yüzden çok uğraşmadan kısa sürede güzel çektiğimi düşünüyorum. Bu arada elbette her zaman istediğim gibi olmuyor, arada istediğimden kalın falan oluyor.  Böyle durumlarda hiç canımı sıkmam. İki kuyruk eşit olmadıysa, eşit olmamasına izin veririm. Bırakırım öyle kalsın. Çünkü ben ikisini eşit yapabildiğimi biliyorum, o gün olmamış. Birisi görüp de eşit olmadığı için beni yargılayacaksa da bu doğru bir yargı olmayacak. Ben aslında 8/10 oranınında iyi eyeliner çeken ama o gün oinsanın 2/10'luk zamanıma denk geldiği biri olduğumu bilirim. Yani değişik bir eşik bu rahatlık, keşke bu eşiğe eyeliner konusunda değil de hayatımdaki daha işlevsel alanlarda ulaşabilseydim.  Eyeliner konusunda kendimi övmekte zorlanmıyorum, iyi yaptığımı kabul ediyorum, gereksiz mutevazilik göstermiyorum. Hayatımın geri kalanının aksine....... Neyse sevgili okur buralar alev almadan diğer konuya geçelim.


7. Sevdiğim tarz şuna benziyor. Çok kalın değil, çok uzun değil, çok kömür karası ve göze batan şekilde değil. Her şeyiyle çok güzel bir göz makyajı bence. Tertemiz. 


Bu güzel eyeliner ile bugünlük yazının da sonuna geldik sevgili okur. Burası da iyice makyaj bloguna döndü diye düşünüyor olabilirsin. Evet, şimdilik biraz öyle gidiyor gibi görünebilir. Ama hiç mi hiç belli olmaz.

sevgiler,

Did.

30 Aralık, 2024

Project Pan 2. Güncelleme

 Merhaba Sevgili Okur,

Bugün çok heyecanlıyım, çünkü 1. yıl bitiyor. 2. Project Pan 2. güncellemesinin zamanı geldi!

Aslında bu güncellemeyi postu yazdığım ilk tarihten 30 gün sonra yani 5 Ocak'ta paylaşmayı planlıyordum; fakat bugün sabah uyandığımda bu muhasebeyi yıl bitmeden yapmak ve yeni aya bu şekilde başlamak istediğimi düşünmüştüm. Ardından bugün project pan'i delen birkaç ürün satın aldım ve bir şeyler aldığımda sana da haber verme mecburiyetini kendime koyduğum için bugün bu güncellemeyi gerçekten yazmam gerektiğine ikna oldum. Öncelikle bu alışverişimin temelleri çook öncesine dayanıyor. Eylül-ekim aylarında muhtemelen aldığım kolonyaları almak istediğime karar vermiştim, fakat bir türlü fırsat olmadı, Antik kızlar zaman yaratamadı derken bugünlere kaldı. Dolayısıyla bu alışveriş de benim project panime (bi nevi ameliyatlı yerime) denk geldi. Olsun. Kolonya almayacağım derken ben bunları kastetmemiştim zaten. Vicdanım rahat. Kaldığımız yerden devam edeceğiz satın almamaya. Geçen çok fena şeyler alacaktım da neyse ki tuttum kendimi sevgili okur. Bak şaka yapmıyorum elim kaysa birkaç binlik olurduk haydi yine iyisin.

Öncelikle bu yazıda bazı eklenen kategorilerimiz de oldu. Zamanı gelince bahsedeceğim için önce şu hesabımızı görelim ve satın aldıklarıma bir bakalım. 

1. Bu ay satın aldıklarım


1. El ve vücut losyonu: Evet, ihtiyacım olan bir kategori değildi. Hatta project pan'imdeki uzun beyaz şişe de vücut losyonu. Bitirmeye çalışıyorum. Project pan haricinde büyük bir şişe Yves Rocher el ve vücut losyonum yine var evet. Ama bu inanılmaz indirimdeydi sevgili okur. Kullanılıyor yahu! Alıverdim işte ne var! 

2 ve 3. Mini kolonyalar: Bu seriler yeni çıktı ve çok merak ediyordum. Almalıydım. Gerekeni yaptım. Kullandığım bir ürün. Bunlar da biter sıkıntı etme. 

4. Sıvı Sabun: Bu project pan'i delmiyor aslında. Ama baya indirimdeydi o yüzden aldım. Yalan yok evde sabun vardı ama belli ki evde var olan başka şeyleri de alıyorum.... 


Bir tane de yukarıdaki el kreminden aldım çantamda taşımak için. Çünkü ya bazen evdeyken krem sürmeyi unutuyorum ve yolda sürüyorum ya da gün içinde ihtiyaç duyuyorum. Bir önceki postta da bahsetmiştim alacağımdan.


Oh be söyledim rahatladım! Dolayısıyla bir diğer kategoriye geçiyoruz.

2. Bitenler

Heyecanlı kategorilerden bir tanesi de bitenler. Ben de bu ay bitenler konusunda fena olmayan bir durumda olduğumu düşünüyorum. 


Aslında beklediğim bir manzara bitenler. Çünkü çok fazla kolonyaya sahip olmamın yanında çok fazla da kolonya kullanıyorum. Dışarıda insan her zaman elini yıkayamıyor. Ben de çantamda bu minik şişeleri taşımayı seviyorum. 3 adet Eyüp Sabri bitirdim. 2 adet ise Rebul bitirdim. Artık elimde Rebul kalmadı. Bir daha alacağımı da zannetmiyorum. Eyüp Sabri'den vazgeçmemek lazım. 

Ortadaki ise yüz nemlendiricisiydi. Biteceğini tahmin ediyordum zaten az kalmıştı. Dolayısıyla bitti. Yani beklediğim bir manzaraydı. 

Bir de aydınlatıcım bitti gibi ama onu ilgili başlıkta tekrar anlatacağım.

3. Bitmeyenler

a) Kalem vs.


Bitmeyenlerin en heyecan verici görseli. Zira güzel bir ilerleme kaydettim. Soldaki dudak kalemini 1 kez açtım. Şu anda da 1 kez daha açmam gerekiyor. Yani biraz kısaldı. Ben ruj, kalem, lip balm gibi bir ürünlerin boylarını bir deftere de işaretliyorum ama burada o kısmı paylaşmıyorum. 2 like'a paylaşabilirim. 

Ortadaki ruju da kullanıyorum ama çok hızlı ilerlemiyor açıkçası. Çünkü her gün sürmüyorum ve gün içinde tazelemiyorum. Dolayısıyla beklediğimden yavaş ilerliyor. 

Aydınlatıcı ise bitti! Yani gördüğünüz gibi yandan görünmüyor. Ama içinde azıcık daha kalmış gibi. Artık bu şekilde süremiyorum, paketi tenime değiyor. Uygun bir fırça ile kullanmaya çalışacağım. Sanmıyorum pek kaldığını ama sonraki postta sana haber veririm. Aslında bitti de denebilir. Bunun bir başka rengini almıştım onu kullanacağım bunu fırça ile kullanıp bitirdikten sonra. 

b) Sıvılar

Beni mutlu eden bir kategori çünkü kullanımın karşılığını net olarak ölçebiliyorum. Genel olarak proejct pan'daki ürünlerimi kullandığım için de bir ilerleme görebiliyorum. Ama bazı günler canım diğer parfümleri çekerse onları sıkıyorum. Baştan başlayalım.


Soldaki pembe body mist: Çok kullanmamışım ama bir azalma söz konusu. Bunu genelde okula giderken kullanıyorum. Aslında okula da gittim baya ama ben parfümü de diğer makyaj malzemelerinde olduğu gibi bol bol ve boca ederek kullanmıyorum. Parfüm banyosu yapmam yani. Bu yüzden sanırım pek bitmiyorlar... Neyse bereketli diyelim.

Bebek kolonyası: Yine saçlarıma sıkarak kullanıyorum ve kalanın yarısını kullanmışım yarısı kalmış. Demek ki bir ayda bu kadar sıkıyorum saçlarıma. Bu ay bitebilir. 

Kıyafet spreyi: 1 kez perdelere sıktım, oda kokusu gibi güzel kokuttu evi. Misafir gelirken filan da öyle sıkabilirim ama bu ay misafir pek gelmedi ya da benim aklıma gelmedi. Bilmiyorum sevgili okur üstüme gelme! 2-3 kere de kuruyan çamaşırlara birkaç fıs sıktım. Yani çok kullanmadım ama iyi azalmış. Demek ki çok bereketli bir şey değilmiş. Sıkıntı değil. Bir daha almayacağım.

Roll on: Herhalde ben bir roll-onu ortalama 4 ayda bitireceğim. Göreceğiz. 

Adidas parfüm: Bunu baya kullanmışım. Çok az kalmış. Bu ay kesin biter. Bir yere yatılı gidiyorsam filan da yanıma bu parfümü alıyorum yani gerçekten seviyorum. Dediğim gibi bir şişe daha var zaten. Bitsin. 

c) Aslında Pan'lemeye başladıklarım ama bir önceki posttan sonra başladıklarım....


Soldaki Johnson's Baby kolonya sevgili okur artık biliyorsun. Onu da evdeysem filan parfüm sıkmak istiyorsam sıkıyorum. Öyle kullanarak sevdim kokusunu kıyafetlerimin üzerinden filan. Ellerimde sevmiyormuşum. Yine de tekrar almam. 

Gül kolonyası (suyu değil, parfümlü kolonya) favorim değil ama tuvalete koydum, günde 4-5 fıs sıkarak kullanıyorumdur. Sıkınca seviyorum aslında ama pek aklıma gelmiyordu bu yüzden gözümün önüne koymak işe yaradı. Ben parfümlerde filan da gül seviyorum genel olarak. Bundan da bir tane daha var. İkisini bitirmek kolay olmayacak.

Soldaki vücut nemlendiricisi. Çok pahalıya aldım ve bana satıldı demiştim ya, kullanayım bitireyim bu project pan'den iyi fırsat bulamam dedim. Sanırım 4-5 kullanımda bu azalma olmuştur. 2 aya biter. 

4. Panlamaya Karar Verdiklerim

Bu kategori biraz karışık. 1 ve 3. nesneleri panlamaya başlamıştım ama işaretlememiştim. 2 ve 4'ü ise bu post öncesinde panlamaya karar verdim. Girdik bir işe kıyıda köşede ne kaldıysa elden geçirelim dedim.

İlk şey tırnak serumu gibi bir şey. O da gaflet anında bir kuaförde satıldı bana. 1 yıldır elimdedir. Arada bir sürüyordum ama 2 daldırış tüm parmaklara yettiği için az kullanıyorum. 2025 boyunca birlikte olsak şaşırmam. Ama bir süredir 1-2 günde bir kullanmaya çalışıyordum. projede olursa unutmam kullanırım diye koydum.

İkinci şey de bir bebek kolonyası ve Eyüp Sabri'nin sevmediğim tek ürünü. Pek kokusu olmayan bir kolonya olduğu için pek sevmiyorum ama çok hafif, sade, temiz bir koku. Aklıma gelirse kullanmak istiyorum.

3. ve 4. ürünlerse bir vücut peelingi ve itiraf ediyorum ben peelingleri çok gereksiz buluyorum! O zaman neden aldım? İlkini almadım. Kahverengi olan. Yves Rocher'den parfüm aldığımda bu da hediye edildi. Ben de "Ooo süper tam boy bir peeling." dedim. Ama ben o zamana dek peeling kullanmamış, gerek duymamış, ihtiyaç hissetmemiştim. Yine de peelingi görünce çok heyecanlandım. Fakat tahmin ettiğin gibi pek düzenli kullanmadım. 8-9 aydır elimdedir ve artık kullanıp bitirmek istiyorum. Bir süredir haftada bir filan kullanıyordum. Bu şekilde kullanırsam bir noktada biter sonuçta. Çok fazla da yok. 

İşin kötüsü onun yanındaki de peeling. O da yukarıdaki bana satılan nemlendiriciyle birlikte satılmıştı. Kahverengi bittikten sonra da ona geçip onu da kullanmak istiyorum. Çok işe yaradıklarını düşünmüyorum, bir daha ürün almayacağım bir kategori. Ama böyle durdukça bitmiyorlar. En azından az önce dediğim gibi pande peeling olduğunu hatırlarsam kullanmayı unutmam. 


Bu da az önce bitenlerde gösterdiğim nemlendiricinin yerine kullandığım ürün. Elimde başka bir yüz nemlendiricisi kalmıyor bu vesileyle. Bu beni birkaç ay götürür zaten. 

Son olarak: Hobiler

Bu ay bazı hobi harcamaları da yaptım ve dolayısıyla düzenli olarak sürdürmek de istiyorum. 



Bu iki ürünü bu ay yaptım. İlkini atölyede işledim ve böylece punch işlemeyi (yapmayı, artık ne deniyorsa) öğrendim. Alttakini ise ben kendim evde yaptım. Teeee ne zaman marketten punch kiti olarak almıştım ama kenarda duruyordu. Bu kategoride de punch iğnesi, ip gibi bazı alışverişler yaptığım için hakkını vermek, bir sonraki ay da birkaç ürün bitirmiş olmak istiyorum. 

Başlıklarım burada sona ererken eklemek istediğim ve bu aydan öğrendiğim bazı hususlar var. 

1. Ürünler kenarda durdukça sonsuza dek unutabilme yeteneğim var. Fakat kullandıkça verdiğim paranın hakkını almış hissediyorum. 

2. Pek çok seçenek arasında kararsız kalıyor ve zaman kaybediyorum. Kullanmadığım diğer ürünlerin de vicdan azabını çekiyorum. Fakat bir aydır pandaki ürünlere odaklanınca hem ne kullansam diye düşünmüyorum hem de odaklanınca azaldıklarını görüyorum.

3. Ruj ve lipbalm gibi makyaj malzemeleri çok uzun sürede bitiyor. Bu kategoriden çok fazla ürün elde tutmamak lazım. Ama en cazip kategori de burası. 

4. Minik Eyüp Sabrileri bayadır istiyordum ve bir istisna yaptım ama ürünleri azaltmanın yolu almamaktan geçiyor.

Bir kez bu projeye başladıktan sonra gerçekten evdeki kullanılmayan her ürün gözüme çarpıyor ve hepsini projeye almak istiyorum. Her kategorideki tüketimlerimi takip ediyorum. Örneğin bir yumuşatıcıyı yaklaşık 2 ayda kullandığımı fark ettim. Dolayısıyla benim bir sürü yumuşatıcı depolamama gerek yok. Yedekte bir tane tutmam yeterli. 

Bakliyatları dahi pek depoda bekletmek istemiyorum artık, yedek olarak bekleyen ürün kalabalığından sıkılmışlık konusunda aynı noktadayım. 

Ve gerçekten kendime söz verip bu kategorilerdeki satın alımlarımı blogda paylaşma kararı aldıktan sonra alışverişlerime dikkat eder oldum. 2025'i low buy ve underconsumption kafasında geçirmek istiyorum. No buy demediğimiz için Eyüp Sabri minik kolonya çıkarırsa yine alabilirim belki....

Sonuç olarak ben aralık ayından memnunum açıkçası. Süper ve mükemmel bir 2025 diliyorum!

Sevgiler,

D!