17 Aralık, 2024
5.2 yıllık far paleti koleksiyonum
08 Aralık, 2024
2025 Project Pan
Merhaba Sevgili Okur,
Project Pan'e başlıyoruz. Tekrar. Yeniden.
Ara ara bu bloga gelip project pane başladığımı söylememden sıkılmış olabilirsin. Ama bir dinle.
Geçende dediğim project pane başlıyoruz postundan sonra bu konuyu araştırmaya başladım. Ciddi ciddi. Yani nasıl oluyormuş bu işler, nasıl yapıyormuş başkaları bir baktım. Gördüm ki kendilerini motive etmek ve daha önemlisi bir ürünü ne kadar sürede bitirdiklerini görmek için işaretleme yapıyorlarmış. Ben geçen sefer işaretleme yapmamıştım. Bu yüzden bu sefer kuralına uygun başlayalım diyorum.
Birkaç kategoriden birkaç ürün seçtim. Makyaj masamın biraz rahatlamasını istiyorum ve bu ürünleri bitirmek istiyorum. Profesyonel project panciler aslında project pan 2025 gibi bir şeyler yapıyor ama ben seçtiğim ürünleri 2-3 ayda bitiririm gibi geliyor. Ama şöyle yapabilirim, ki bunu da profesyonel project panciler yapıyor, bittikçe yeni ürünler ekleyebilirim ve 2025 boyunca project pande kalabiliriz.
Ben biraz bu konuyu post yazmak için de bahane olarak görüyorum sevgili okur, aslında benim bir yıl boyunca böyle bir tüketim takibi yapmamı gerektirecek bir ürünüm yok bence (umarım yoktur yani ama yolda bir şeyler belli olacak...). Ama daha önce de söylediğim gibi bence eğlenceli yani ondan ne zararı olur yapsam.
Bu süreçte bu ve benzeri kategorilerden satın aldığım yeni ürünleri de paylaşacağım böylece alışverişlerimi de izleyeceğiz. Elimde ürün olan kategorilerden alışveriş yapmak istemiyorum elbette.
Öncelikle 2 adet lip balmım var ki kendileri bir önceki postta bahsettiğim Yves Rocher lip balmlar. Kırmızı dediğim gibi çantamda taşıyıp sık sık tazelediğim için daha çok azalmış. Vanilyalı olansa sabah makyaj yaparken sürdüğüm lip balm. Onu unutuyorum bazen sürmeyi zaten. Aşağıdaki görselin en solunda yer alan rujsa yıllardır ama abartmıyorum yıllardır benimle birlikte olan bir ruj. Azıcık kaldı kalmasına ama has project panciler bu gibi ürünlerin dibinde kalanları da fırçayla falan kullanıyorlar ve çok fazla çıktığını da söylüyorlar. Ben de o şekilde dibine kadar kullanmak istiyorum üçünü de. Bakalım ne zaman bitecekler göreceğiz.
Aşağıdaki görselde en soldaki bir dudak kalemi. Bunu da uzun zaman önce almıştım ve bir ara ruj olarak onu kullanıyordum. Bir ara sürekli onu kullanırdım hatta. Bence çok kalıcı oluyor. Seviyorum yani aslında ama sonra bu kalemi unuttum ben. Taşınırken tekrar buldum. Tekrar kullanmak istiyorum. Seviyordum çünkü.
Onun yanındaki de bir ruj, o görünen kısım kadar kaldı. Asansörlü bir ruj ve altına kadar gidiyor mu bilmiyorum. Göreceğiz.
Sağındaki de aynı asansörlü mantıkta olan bir aydınlatıcı. O da baya az kaldı. Genelde her makyajda kullanıyorum. Çok faydası var mı, makyaja bir katkısı var mı ondan emin değilim ama ben kullanmaktan hoşlanıyorum.
Soldan sağa doğru 1, 2, 3 gibi harf verdiğimi düşünerek oku sevgili okur. Hepsinin tek tek çekmeye uğraşamadım fotoğrafları. Profesyonel bir project panci olmama biraz zaman var ama belki bu yıl o da olur.
1. Nemlendirici: Çok az kaldı zaten, çabuk bitsin de motivasyon olsun diye ekledim. Zaten dibindeki tamamen bitmiyor ambalajdan dolayı. O yüzden birkaç kullanımı kalmıştır diye düşünüyorum.
2. Body mist: Bir önceki postta yarısı falan var demişim. Şu an 1/3'i filan kalmıştır muhtemelen. Sık sık kullanıyorum ama dediğim gibi bitsin diye de boca etmiyorum. Normalde ne kadar kullanıyorsam o kadar kullanmaya devam ediyorum. Yani ilerleme var ve kullanıyorum ama henüz bitmesi için iki ay falan var muhtemelen.
3. Bebek kolonyası: Bunu da kullanıyorum çok kalmadı ama sadece saçıma sıktığım için çok ilerlemesi pek hızlı değil. Göreceğiz ne kadar sürecek. Kokusuna pek bayılmıyorum.
4.Giysi Sepreyi: Malesef ki şu ürünün aşırı popüler olduğu zamanda arkadaşımın da süper kesin al demesi nedeniyle aldım. Pek sevmedim. Gereksiz geldiği için kullanmıyorum. Yani az kirli kıyafete sıkılması gerekiyor. Ütü etkisi olduğunu iddia ediyor. Bence yoktur tam denemedim ama, bir şekilde bitirmek ve hayatımdan çıkarmak istiyorum. Tüllere perdelere falan sıkarak bitiririm belki, umarım...
5. Roll-on: Bunu normal kullanıyorum aslında ama bir roll-onun bitmesinin ne kadar sürdüğünü aşağı yukarı görmek istediğim ve merak ettiğim için ilerlemesini takip etmek istiyorum.
6. Parfüm: Söylediğim gibi güzel ve severek kullandığım bir parfüm. Sık sık ya bunu ya body-mist'i kullanıyorum. Biter ya bir iki aya.
7. Kolonya: Güzel. Bilgisayar çantamda taşıyorum. Ama çok parfümsü bir koku. Benim kolonya anlayışıma çok uymuyor. Bundan, bunun civarında ürünün kaldığı bir tane daha kolonya var. İkisini de bitirip hayatımdan çıkarmak ve tekrar sokmamak istiyorum. Gereksiz pahalı zaten. Ben tabi daha uyguna aldım ama yine de pahalıydı.
En güzel kolonya Eyüp Sabri Limon kolonyasıdır.
En güzel lip balm hametandır.
Bunun haricinde çok macera aramaya gerek yok.
Sonuç olarak sevgili okur, bu ürünleri ne kadar sürede, ne zaman bitirdiğimi birlikte göreceğiz. Ayrıca biten ürünlerin yenilerini yenilerini ekleyeceğiz. Belki üç aşağı beş yukarı bir yılda hangi üründen ne kadar kullanıyorum gibi bir bilgi üretmiş olurum kendim için. Ayrıca dediğim gibi pek ürün almak istemiyorum her şeyim fazla fazla var, azalsınlar istiyorum. Bir de denemek için bir şey alınca sevmeme ihtimalim yüksek oluyor malesef ki. Sonra onu bitirmek zul oluyor filan. Boşuna makyaj aynasının önünde durup duruyor. Sıkıldım ayol kalabalıktan!
Demişken, bir tane far paleti var göz koyduğum ve alma ihtimalim var da almam umarım.
Sevgiler,
Didem
26 Kasım, 2024
Bitenler ve Çöpe Gidenler
Merhaba Sevgili okur,
Bitenler postuyla geldim bugün.
Bu giriş, genelde youtube'daki bitenler videosunda izlediklerimle aynı girişti. 10 yıl sonra bunun post hallerine giriş yapacağımı çok tahmin etmezdim, ama keyifli oluyor gibi.
Öncelikle taşınma işlerini hale yola koyduk ve project pande yer alan ürünlerin yanında yer almayan ama bitirdiğim tüm ürünleri eklemek istedim. Aktivite filan oluyor işte, başka bir sebebi yok.
Öncelikle project pande yer alan ve zaten az kalmış olan iki kremi bitirdim. Biri yüz kremiydi (sarı kapaklı olan), diğeri ise el ve vücut için kullandığım Arko kremdi. Onu ŞOK'ta kasa arkası indiriminden almıştım mesela, ama evde aslında krem vardı. Yani ucuz diye bir şey almamak lazım, sonra dert oluyor... Neyse krem kullanılıyor bitti sonuç olarak da.
Gül suyunu temsili olarak koydum, bu şişeyi birkaç kez bitirip doldurmuştum ama artık geri dönüşüme gönderiyorum. Çünkü büyük bidondan küçük şişelere aktarırken bunu ara bir araç olarak kullanıyordum ama vazgeçtim, büyük şişeden küçük şişeye direkt aktarım yapacağım.
Bunların yanında 3 tane minik Eyüp Sabri kolonyası bitirdim ama onları bitirdiğim yerde çöpe filan attığım için burada yer almıyor. Zaten çok zor olmuyor onları bitirmek. 2 tane daha var. Sonraki bitenlere atmazsam eklerim.
Deodorant bitirdim. Evet. 21. yüzyılda.... Ama kokusu çok güzeldi diye almıştım ve bu bitince roll on versiyonunu aldım. Tamam vurma sevgili okur deodorant kullanmamalıyız...
Bir de oda kokusu bitirdim. Yani çok kulladığım bir şey değil, misafir gelecekse filan tuvalet banyoda kullanıyorum. Uzun zaman gidiyor bu yüzden. Bunun kokusu çok bayıldığım bir şey değildi normal derecedeydi işte. Bu henüz bitmeden Eyüp Sabri'nin ananaslı kokusunu ev spreyi olarak almıştım. Artık bir tek o var. Uzun zaman da gider muhtemelen.
Öyle yani, fena gitmiyoruz project panda diye düşünüyorum. Bitirmek için ziyan ederek kullanmak istemiyorum ürünleri, bu yüzden bitmemiş olsalar da emin adımlarla kullanmaya devam ediyorum. Bir sonraki postta görüşmek üzere sevgili okur.
11 Kasım, 2024
Update
Merhaba Sevgili okur,
Project pan konusunda bir güncelleme paylaşmak isterim. Geçen postta bahsettiğim 1 adet minik Eyüp Sabri kolonyam dışında hiçbir ürünüm bitmedi. Aslında biterse bitenler postu atacağım mutlaka. Ama mutfakta da project pane başladığımı söylemek isterim. Öncelikle buzluğumdaki ürünleri kullanmaya çalışıyorum, ardından bitirdiğim ve muadili olan ürünleri almamaya çalışıyorum. Geçen baktım bir sürü kabartma tozu ve kakao almışım. Yılda 2-3 kere filan kek yapıyorumdur 1 kere poğaça yapıyorumdur. Bunlar yine iyi sayılır. Neden yani doldurdun evi bunlarla.
Dolmalık fıstık keza öyle, her gidişimde iç pilav yaparım diye almışım. İnsaf yani iç pilav kaç kere yapılır ki her zaman yenecek bir şey değil. Unutup almışım resmen. Stok takip sistemi gibi bir şey kurup evde ne var ne yok hakim olsam iyi olur. Ama nasıl olacak ki bu da imkansız. Herhalde en iyisi alışveriş listesi yapmak ve dışına asla çıkmamak.
Kılık kıyafet kategorisinde de vazgeçmem ve artık giymediğimi kabul etmem gerekenler var. Ama bir türlü uzaklaşamıyorum onlardan. Sanki bir zaman lazım olur gibi geliyor...
Neyse ya öyle işte. Pek de söyleyecek bir şeyim yokmuş. Devam ama yani, parfümdür kolonyadır kullanmaya çalışıyorum. Nemlendiricim ve kremim de az kaldı gibi. Taşınmaya da az kaldı bu arada, bu haftasonu bir güncelleme daha paylaşırım.
Sevgiler,
29 Ekim, 2024
Project Pan'e Başlıyoruz.
25 Şubat, 2024
Havuçlu Tarçınlı Kek
Merhaba Sevgili Okur,
Bu pazar gününde de yemek işleriyle uğraştım; fakat bunun yanında akşamki misafir için havuçlu ve tarçınlı kek yaptım. Bu işi çok ciddiye aldım sevgili okur nedense.
Yani misafirlere havuçlu kek yapmaya karar verdiğim andan itibaren sanki onlara yedikleri en güzel havuçlu keki ikram etmeliymişim gibi bir psikolojiye girdim. Bu yüzden yine bir sürü tarih araştırdım ve içlerinden bir tanesinde karar kıldım. Zaten x bir şeyin tarifini aradığınızda genelde birbirinden kopyala yapıştır yapmış pek çok sayfa düşüyor önünüze. Bu ise daha farklı bir teknik kullanıyordu. Karaköy'deki bir kafenin menüsünde yer alan ve tarifi yaratan şef tarafından paylaşılan tarif, bir şefin elinden çıktığını gösteren farklı püf noktaları içeriyordu. Örneğin ceviz keke laps diye eklenmiyordu, esmer şeker ve tarçın kavrulduktan sonra robotta çekiliyor ve ardından keke ekleniyordu.
Havuçlar da rendelenmek yerine yine robotta sıvı yağ ve şekerle çekiliyordu.
Halbuki kek yapma kurallarına göre yağ ve şeker uzun uzun çırpıldıktan sonra içine kuru malzemeler ve havuç eklenir. Fakat kural tanımayan bu tariften çok memnun kaldığımı söylemeliyim.
Başka macera aramam dediğim tarifler için Polonyalı bir arkadaşımın hediye ettiği, kendi memleketine ait küçük bir defteri kullanıyorum. Kaybolmasını istemediğim tarifleri yazdığım defterimde bu havuçlu tarçınlı kek de muhakkak yerini alacak.
Sevgiler,
Eyeliner Dosyası
Merhaba Sevgili Okur,
Bugün bir aydınlanma yaşadım. Öyle dediysem büyük bir şey zannetme; ama benim için bilgilendirici olduğunu söyleyebilirim.
Ben lisenin özellikle son yıllarında makyaj mevzularıyla tanıştım. O da yaklaşık olarak mezuniyet törenine hazırlandığım zamanlara filan denk geliyordu. Dershanenin yakınlarına Watsons açılmıştı ve Ceren'le birlikte önünden geçerken bir çark fark ettik. Dükkanın önüne çarkıfelek çarkı koymuşlar, döndürüyorsun, indirim filan kazanıyorsun derken yıllar içerisinde pek çok kez tongasına düşeceğim indirim, promosyon, size özel kampanya gibi araçların ilkiyle tanıştım. Daha doğrusu bundan önce de eşantiyonlara, özellikle de neskafe 3'ü 1 aradanın yanında bardak hediye edilmesi gibi eşantiyonlara asla dayanamazdım. Velhasıl, ben kullandığım %20 oranına yakın bir indirimi eyeliner almak için kullandım. Onda da ne alacağımı filan bilmediğim için biraz karambola gitti. Rimmel London'ın mavi şeritli eyelinerıydı hiç unutmam.
Efendim ben bu eyelinerdan, bir eyelinerdan ne beklemem gerektiğini de çok bilmiyor olmamdan mütevellit (gerçi hakkını yemeyeyim belki de müthiştir gerçekten, sonuçta gerçekten bilmiyorum) uzun zaman satın aldım. İlk gençlik yıllarımın eyelinerı ve bana çizgi çekmeyi öğreten liner diyebilirim.
Üniversiteye başladığım ilk zamanlarda iki kişilik bir odada kalıyordum; fakat yanımda kimse yoktu. Bir dönem boyunca tek kalmıştım. Okulda pek kimseyi tanımıyordum, yurtta zaten tanımıyordum derken odada bir şeyler izleyip makyaj yapıyordum kendime. Kaldığım yurda yakın bir gratis vardı, oradan minik farlar, kırmızı ruj filan almıştım. Far kullanıp kullanmayacağımı bilmediğim için çok yatırım yapmamıştım cidden makyaj malzemesine. Ama kıpkırmızı bir ruj aldığımı hatırlıyorum, allık filan gibi amaçlarla da kullanıyordum. Pek de sevmem kendimde bu arada.
Bu bahsettiğim dönem işin pratiğini yapmaya başladığım vakitlerdi. Fakat liseden beri youtubedaki makyaj influencerlarını dinlerdim.
Neyse benim o dönemlerde göz kapağım biraz sorunluydu. Yani açıklaması çok güç ama sonuç olarak o sorundan da kaynaklı olarak eyelinerımı şu anda hala yaptığım gibi çekmem gerekiyordu. O sorunu kapatıyordu. Dolayısıyla elim de buna alıştı.
Fakat geçenlerde yine bir influencerdan öğredim ki gözleri daha büyük gösteriyormuş bu yöntem. Ben de diyordum ki benim gözlerim büyük değil insanlar neden benim gözlerimin büyük olduğunu söylüyor. Resmen kader ağlarını örmüş ve benim tesadüfen çektiğim eyeliner nedeniyle gözlerim büyük görünüyormuş.
Görünsün tabi şikayetim yok. Bu yaştan sonra yeni makyaj teknikleri de öğrenemem. Bıraktım o işlerdi. Lisans hayatımda eyelinersız dışarı çıkmazken şimdi ayda 3-4 kere eyeliner çekiyorum. Temizliği zor...
Sevgiler,






.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)

