29 Ekim, 2024
Project Pan'e Başlıyoruz.
25 Şubat, 2024
Havuçlu Tarçınlı Kek
Merhaba Sevgili Okur,
Bu pazar gününde de yemek işleriyle uğraştım; fakat bunun yanında akşamki misafir için havuçlu ve tarçınlı kek yaptım. Bu işi çok ciddiye aldım sevgili okur nedense.
Yani misafirlere havuçlu kek yapmaya karar verdiğim andan itibaren sanki onlara yedikleri en güzel havuçlu keki ikram etmeliymişim gibi bir psikolojiye girdim. Bu yüzden yine bir sürü tarih araştırdım ve içlerinden bir tanesinde karar kıldım. Zaten x bir şeyin tarifini aradığınızda genelde birbirinden kopyala yapıştır yapmış pek çok sayfa düşüyor önünüze. Bu ise daha farklı bir teknik kullanıyordu. Karaköy'deki bir kafenin menüsünde yer alan ve tarifi yaratan şef tarafından paylaşılan tarif, bir şefin elinden çıktığını gösteren farklı püf noktaları içeriyordu. Örneğin ceviz keke laps diye eklenmiyordu, esmer şeker ve tarçın kavrulduktan sonra robotta çekiliyor ve ardından keke ekleniyordu.
Havuçlar da rendelenmek yerine yine robotta sıvı yağ ve şekerle çekiliyordu.
Halbuki kek yapma kurallarına göre yağ ve şeker uzun uzun çırpıldıktan sonra içine kuru malzemeler ve havuç eklenir. Fakat kural tanımayan bu tariften çok memnun kaldığımı söylemeliyim.
Başka macera aramam dediğim tarifler için Polonyalı bir arkadaşımın hediye ettiği, kendi memleketine ait küçük bir defteri kullanıyorum. Kaybolmasını istemediğim tarifleri yazdığım defterimde bu havuçlu tarçınlı kek de muhakkak yerini alacak.
Sevgiler,
Eyeliner Dosyası
Merhaba Sevgili Okur,
Bugün bir aydınlanma yaşadım. Öyle dediysem büyük bir şey zannetme; ama benim için bilgilendirici olduğunu söyleyebilirim.
Ben lisenin özellikle son yıllarında makyaj mevzularıyla tanıştım. O da yaklaşık olarak mezuniyet törenine hazırlandığım zamanlara filan denk geliyordu. Dershanenin yakınlarına Watsons açılmıştı ve Ceren'le birlikte önünden geçerken bir çark fark ettik. Dükkanın önüne çarkıfelek çarkı koymuşlar, döndürüyorsun, indirim filan kazanıyorsun derken yıllar içerisinde pek çok kez tongasına düşeceğim indirim, promosyon, size özel kampanya gibi araçların ilkiyle tanıştım. Daha doğrusu bundan önce de eşantiyonlara, özellikle de neskafe 3'ü 1 aradanın yanında bardak hediye edilmesi gibi eşantiyonlara asla dayanamazdım. Velhasıl, ben kullandığım %20 oranına yakın bir indirimi eyeliner almak için kullandım. Onda da ne alacağımı filan bilmediğim için biraz karambola gitti. Rimmel London'ın mavi şeritli eyelinerıydı hiç unutmam.
Efendim ben bu eyelinerdan, bir eyelinerdan ne beklemem gerektiğini de çok bilmiyor olmamdan mütevellit (gerçi hakkını yemeyeyim belki de müthiştir gerçekten, sonuçta gerçekten bilmiyorum) uzun zaman satın aldım. İlk gençlik yıllarımın eyelinerı ve bana çizgi çekmeyi öğreten liner diyebilirim.
Üniversiteye başladığım ilk zamanlarda iki kişilik bir odada kalıyordum; fakat yanımda kimse yoktu. Bir dönem boyunca tek kalmıştım. Okulda pek kimseyi tanımıyordum, yurtta zaten tanımıyordum derken odada bir şeyler izleyip makyaj yapıyordum kendime. Kaldığım yurda yakın bir gratis vardı, oradan minik farlar, kırmızı ruj filan almıştım. Far kullanıp kullanmayacağımı bilmediğim için çok yatırım yapmamıştım cidden makyaj malzemesine. Ama kıpkırmızı bir ruj aldığımı hatırlıyorum, allık filan gibi amaçlarla da kullanıyordum. Pek de sevmem kendimde bu arada.
Bu bahsettiğim dönem işin pratiğini yapmaya başladığım vakitlerdi. Fakat liseden beri youtubedaki makyaj influencerlarını dinlerdim.
Neyse benim o dönemlerde göz kapağım biraz sorunluydu. Yani açıklaması çok güç ama sonuç olarak o sorundan da kaynaklı olarak eyelinerımı şu anda hala yaptığım gibi çekmem gerekiyordu. O sorunu kapatıyordu. Dolayısıyla elim de buna alıştı.
Fakat geçenlerde yine bir influencerdan öğredim ki gözleri daha büyük gösteriyormuş bu yöntem. Ben de diyordum ki benim gözlerim büyük değil insanlar neden benim gözlerimin büyük olduğunu söylüyor. Resmen kader ağlarını örmüş ve benim tesadüfen çektiğim eyeliner nedeniyle gözlerim büyük görünüyormuş.
Görünsün tabi şikayetim yok. Bu yaştan sonra yeni makyaj teknikleri de öğrenemem. Bıraktım o işlerdi. Lisans hayatımda eyelinersız dışarı çıkmazken şimdi ayda 3-4 kere eyeliner çekiyorum. Temizliği zor...
Sevgiler,
ÇORBA DOSYASI
Çorbalar temel olarak renklerine ve dokularına göre olmak üzere iki şekilde kategorize edilebilir. Renklerine göre çorbalar temelde renkli veya beyaz renklidir; renkliler de genelde kırmızı renklidir. Bu yelpazede renk slakası geniştir; çünkü çindeki salça miktarına veya domates kullanılıp kullanılmadığına göre değişebilir. Bu kategorinin adını kırmızı koyamama sebebim ise sebze çorbalarında salça kullanılmıyor oluşunda ileri geliyor. Bu durumda rengi sarımsı ya da yeşilimsi oluyor.
Renkli çorbalar taneli ve tanesiz seçenekleriyle çok fazla çeşit oluşturabilir; permütasyon, kombinasyon gibi matematik konularında soru olarak çıkabilir. Ayrıca yukarıdaki tablonun KPSS Genel Kültür kısmında da sorulması ihtimal dahilinde.
Beyaz çorbalar konusunda söylenecek çok fazla şey yok. Çünkü genelde yoğurtlu çorbalar maksimum terbiyeli ve terbiyesiz olmak üzere ikiye ayrılır ve içeriğinde de bulgur, erişte, buğdayın kırıklığına göre çeşitli varyasyonları (yarma, aşlık...) yer alır. Halk arasında hasta çorbası ve köy çorbası adıyla bilinirler.
Şimdi ben çorbalarda eşlikçi olarak neyi seviyorum ona geçelim. Beyaz çorbalar genelde içinde zaten bakliyat ya da pirinç filan barındırdığı için sade yemeyi seviyorum. Yeterince taneli ve sebze çorbalarına göre bir tık daha koyu kıvamlı oluyor. İçine ekmek falan doğrayınca bulamaça dönüyor. Ama bir tek beyaz tarhana çorbasına ekmek doğramayı çok severim. Bu benim genlerimde yer alan ve kendimden koparamayacağım bir özelliğim.
Kırmızı renkli çorbaları üzerine bol limon sıkıp acı pul biberle yerim.
Sebze çorbalarını ise krutonlarla yemeyi çok severim.
Şimdi, bakalım dünyada neler yeniyor.
Kupada çorba içmeyi çok mantıklı bulamıyorum. Ben lisedeyken hazır çorbaların yaygınlaşmasıyla bardak boylar da çıkarılmıştı ve pazarlaması yapıldı. O dönemde o meşhur markayla yaygınlaştığını düşünüyorum; fakat bir kere ağız yakma ihtimali çok yüksek, çünkü kaşıktaki sıcaklık kontrolünü yapamıyoruz. Ayrıca dibinde filan kalabilir, sıyıramayız. Yani bence baya saçma.
Tavuk çorbası, tabloda yerleştirmesi güç çorbalardan. Diğer renkli ve genelde taneli olur. Annem tavuk parçaları ve tel şehriye ile yapardı. Tavuk çorbası benim sevmediğim bir çorbadır. Yukarıdaki çorbanın ise benim sevmediklerimden bile daha fazla taneli olduğunu düşünüyorum. Onu bir kenara bıraksak bile benim krutonla yaptığım çorbanın üzerine bir şey eklemek suretiyle sunum tabağı oluşturmak işlevini bagetle yapmasını abesle iştigal buldum.
- Kalorisinin az olması. Yani hafif bir yemek olması. Çünkü kaloriyi ana yemekten almayı tercih ederim.
- Bağırsakları ıslatması (annemin tabiriyle),
- Mideme sıcak bir şeyler girmesi,
- Çok doyurmaması, çünkü zaten anlık doyurabilir ve sonra tekrar acıkırım. Onun yerine çok doyurmasın peşine de yemek yiyebileyim.
- Yoğurtlu tarhana çorbası
- Ezogelin Çorbası
- Mercimek Çorbası
Fırın Temizliği
Merhaba Sevgili Okur,
Buraya neredeyse her hafta pazar günü bir post yazıyor; neredeyse %80'ini de tamamlıyor, ancak ince detaylarını bitirmediğim için taslaklara kaydedip çıkıyorum.
Bu postu yazmaya da geçen hafta başlamıştım ve neredeyse ekimden beri pazar günlerimin %90'ında olduğu gibi yine temizlik ve yemek işleriyle haşır neşir olduğumu anlattım. O pazarın bir farkı vardı , haftaiçinden planımı yapmıştım: Fırını temizleyecektim. Normalde pek aklıma gelen bir aktivite olmamasına karşın instagramda kıyafet, makyaj ya da takı konusunda olduğum kadar fırın temizliği konusunda da influence oldum. Rossman'ın Domol markasına ait fırın temizleyeceğinin çok iyi olduğunu öğrendim. Bunun üzerine arkadaşımla buluştuğum bir vakitte Rossman'a uğrayarak gerekli teçhizatı edindim.
29 Ekim, 2023
Davuq
Selam Dostlar,
Geçen gün tavuk haşlamıştım akşam yemeğine, suyunu karton bardaklara doldurup buzlukta dondurdum. Pilavlara, çorbalara falan katarım diye. Gerçekten hayatımdaki en ev hanımı davranıştı, çok erken çıktı ortaya.
Yakında yoğurt da mayalarım ben.
Ayrıca pazar günleri yemek günü. Birkaç çeşit yemeği ya yapıyorum ya da hazırlığını yapıyorum. Böylece hafta boyunca oluyor.
Bir gün de balık tüketiyoruz.
Tam evli hayatı he. Ama iyi oldu vitamin falan tüketiyoruz böylece.
Yatırım tavsiyesidir.
18 Eylül, 2023
Uzun zamandır yoktum biri demiş öldü, şimdi yazsınlar kral geri döndü.
Merhaba Sevgili Okur,
Blog temamı değiştirdim. Bu blogu ilk açtığım zamanlardan beri kullandığım ve aslında çok da severek kullandığım temadan o günlerden bugünlere blogspotta işler çok değiştiği için vazgeçmek durumunda kaldım. Sanırım paralı bir temaya dönüşmüş ve her yerde photobucket yazmaya başlamıştı.
Biraz buralara bakım yapmaya karar verdim; çünkü kullanım amacımda değişikliğe gideceğim. Hiçbir zaman pek fazla okuru olmayan bu blogu çoğunlukla kendi tarihsel geçmişimde kayıtlar bırakmak amacıyla kullanıyordum.
İlk başta lise 1. sınıfa giderken sınıf arkadaşlarımın başrolü olduğu bir öykü yazarak başlamıştım. İlkel bir roleplaying game gibi olan bu öyküde gündüz konuştuğumuz olay akışını yazıyor, akşam onların okumasının ardından sabah tekrar geliştiriyorduk. Tamamen belli bir kurguyu yazmasam da ortak öykümüz olduğu söylenebilir. Benim içinse güzel bir yazma pratiği oluyordu. Zamanımı öykü yazmakla geçirmeyi sevdiğim ve geliştirmeye çalıştığım vakitlerdi. Sonraları üniversite sınavının, üniversitenin kendisinin araya girmesi ardından ise para kazanmak için edebi eser harici okumalar yapmamla bu alandan uzaklaştım. Gittikçe de köreldim. Ama yazmayı ne kadar özlediğimi ara ara hatırladığım anlar oluyordu. Kimi zaman bir öğrencinin mailini çok uzun bir şekilde yanıtladığımı fark ettiğimde, geçenlerde bir google maps yorumunu gereğinden fazla uzattığımda... Ve bu blogda değişikliğe gitme, aktif olarak kullanma motivasyonumu tekrar Ayşeciğimin teşvikleriyle kazandım.
Bir dönem yazacak konular bulmakta zorlanıyordum. Oysa şu an bunun için çok geniş bir yelpazem olduğunu fark ediyorum. Bu bloga yazdığım son postun üzerinden geçen zamanda o postta çok üstü kapalı bir şekilde anlattığım olaylar neticesinde evlendim.
Evlilik süreci ve hazırlıkları uzun uzun konuşulması gereken süreçlerdi. Öncelikle çeyiz konusuna değinmeli ve bir çeyizde bulunması ve bulunmaması gereken şeylere eğilmeliyiz. Erasmus gezilerim dahil anlatmak istediğim ve unutmak istemediğim bazı geziler olabiliyor onları kaydetmek istiyorum. Çünkü buraya ara ara geri dönüp bakmayı ben de çok seviyorum.
Bu bloga genellikle mutsuz olduğumda yazıyordum ve bazen böyle bir iç döküşe de ihtiyaç duyuyorum.
Sonuç olarak önümüzdeki postta Karadağ ziyaretimizden bahsetmek istiyorum.
Kotor'un nasıl kediler kenti olarak pazarlandığından ama kentte toplam 7 kedi falan oluşundan, Budva'nın eski kent merkezinin dar sokaklarından, Sveti Stefan'ın çilesinden, Kıyı Kanununun önemi ve hayatın pahalılığından (tabi ki) biraz bahsedebiliriz.
Sevgiler,
Didem

.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)

