25 Şubat, 2024

Fırın Temizliği

 Merhaba Sevgili Okur,

Buraya neredeyse her hafta pazar günü bir post yazıyor; neredeyse %80'ini de tamamlıyor, ancak ince detaylarını bitirmediğim için taslaklara kaydedip çıkıyorum.

Bu postu yazmaya da geçen hafta başlamıştım ve neredeyse ekimden beri pazar günlerimin %90'ında olduğu gibi yine temizlik ve yemek işleriyle haşır neşir olduğumu anlattım. O pazarın bir farkı vardı , haftaiçinden planımı yapmıştım: Fırını temizleyecektim. Normalde pek aklıma gelen bir aktivite olmamasına karşın instagramda kıyafet, makyaj ya da takı konusunda olduğum kadar fırın temizliği konusunda da influence oldum. Rossman'ın Domol markasına ait fırın temizleyeceğinin çok iyi olduğunu öğrendim. Bunun üzerine arkadaşımla buluştuğum bir vakitte Rossman'a uğrayarak gerekli teçhizatı edindim.

Beni etkileyen influencerın bu işlemi nasıl yaptığını anlatan storysi yok olduğu için ama neyse ki de şanslı günümde olduğum için bu sefer bir youtuberın videosunu kendime rehber edinerek fırın temizliğimi gerçekleştirdim. Öncelikle fırının içinde her yere sıktım, ardından 1 saat bekledim ve kirler zaten fırın tabanının merkezine toplanmıştı. ARdından güzelce defalarca sildim. Belim koptu sevgili okur. İnanılmaz kir çıktı, ürün gerçekten çok güzel olduğunu gösterdi falan ama belim de koptu. Ya bu işlemi daha sık yapmak lazım galiba fakat ben kendimi gecindirecek kadar temizlik ve yemek ancak yapıyorum, fırın temizlemek lükse giriyor.

Neyse sonuç olarak gerçekten içime sinen bir temizliğin ardından bölüm sonu canavarıyla karşılaştım. "E bu kimyasalı ben arındıramadıysam ya?" Bunun için de fırını cayır cayır boş çalıştırmam gerektiğini öğrendim. Ev ful kimyasal koktu. Midem çok bulandı. İlk kullanışımda da içime sinmedi ama neyse ki koku da yaptığım şeye sinmemiş. Yaptığım şeyle ilgili maceralarımı diğer postta anlatacağım. 

Sevgiler,


29 Ekim, 2023

Davuq

 Selam Dostlar,

Geçen gün tavuk haşlamıştım akşam yemeğine, suyunu karton bardaklara doldurup buzlukta dondurdum. Pilavlara, çorbalara falan katarım diye. Gerçekten hayatımdaki en ev hanımı davranıştı, çok erken çıktı ortaya.

Yakında yoğurt da mayalarım ben.

Ayrıca pazar günleri yemek günü. Birkaç çeşit yemeği ya yapıyorum ya da hazırlığını yapıyorum. Böylece hafta boyunca oluyor.

Bir gün de balık tüketiyoruz. 

Tam evli hayatı he. Ama iyi oldu vitamin falan tüketiyoruz böylece. 

Yatırım tavsiyesidir.

18 Eylül, 2023

Uzun zamandır yoktum biri demiş öldü, şimdi yazsınlar kral geri döndü.

 Merhaba Sevgili Okur,

Blog temamı değiştirdim. Bu blogu ilk açtığım zamanlardan beri kullandığım ve aslında çok da severek kullandığım temadan o günlerden bugünlere blogspotta işler çok değiştiği için vazgeçmek durumunda kaldım. Sanırım paralı bir temaya dönüşmüş ve her yerde photobucket yazmaya başlamıştı. 

Biraz buralara bakım yapmaya karar verdim; çünkü kullanım amacımda değişikliğe gideceğim. Hiçbir zaman pek fazla okuru olmayan bu blogu çoğunlukla kendi tarihsel geçmişimde kayıtlar bırakmak amacıyla kullanıyordum. 

İlk başta lise 1. sınıfa giderken sınıf arkadaşlarımın başrolü olduğu bir öykü yazarak başlamıştım. İlkel bir roleplaying game gibi olan bu öyküde gündüz konuştuğumuz olay akışını yazıyor, akşam onların okumasının ardından sabah tekrar geliştiriyorduk. Tamamen belli bir kurguyu yazmasam da ortak öykümüz olduğu söylenebilir. Benim içinse güzel bir yazma pratiği oluyordu. Zamanımı öykü yazmakla geçirmeyi sevdiğim ve geliştirmeye çalıştığım vakitlerdi. Sonraları üniversite sınavının, üniversitenin kendisinin araya girmesi ardından ise para kazanmak için edebi eser harici okumalar yapmamla bu alandan uzaklaştım. Gittikçe de köreldim. Ama yazmayı ne kadar özlediğimi ara ara hatırladığım anlar oluyordu. Kimi zaman bir öğrencinin mailini çok uzun bir şekilde yanıtladığımı fark ettiğimde, geçenlerde bir google maps yorumunu gereğinden fazla uzattığımda... Ve bu blogda değişikliğe gitme, aktif olarak kullanma motivasyonumu tekrar Ayşeciğimin teşvikleriyle kazandım.

Bir dönem yazacak konular bulmakta zorlanıyordum. Oysa şu an bunun için çok geniş bir yelpazem olduğunu fark ediyorum. Bu bloga yazdığım son postun üzerinden geçen zamanda o postta çok üstü kapalı bir şekilde anlattığım olaylar neticesinde evlendim. 

Evlilik süreci ve hazırlıkları uzun uzun konuşulması gereken süreçlerdi. Öncelikle çeyiz konusuna değinmeli ve bir çeyizde bulunması ve bulunmaması gereken şeylere eğilmeliyiz. Erasmus gezilerim dahil anlatmak istediğim ve unutmak istemediğim bazı geziler olabiliyor onları kaydetmek istiyorum. Çünkü buraya ara ara geri dönüp bakmayı ben de çok seviyorum. 

Bu bloga genellikle mutsuz olduğumda yazıyordum ve bazen böyle bir iç döküşe de ihtiyaç duyuyorum. 

Sonuç olarak önümüzdeki postta Karadağ ziyaretimizden bahsetmek istiyorum. 

Kotor'un nasıl kediler kenti olarak pazarlandığından ama kentte toplam 7 kedi falan oluşundan, Budva'nın eski kent merkezinin dar sokaklarından, Sveti Stefan'ın çilesinden, Kıyı Kanununun önemi ve hayatın pahalılığından (tabi ki) biraz bahsedebiliriz.

Sevgiler,

Didem

01 Kasım, 2022

Sweet November

 Sevgili Okur,

Bilgisayarımın şarjı oldukça azken ve bir şeyleri aramak üzere bilgisayarımı açmışken belki biraz sohbet ederiz diye düşündüm. 

Hayat pek anlam verilemeyen bir hızda akıp giderken sıklıkla aklıma geliyorsun. Muhtemelen sen öz benliğimle sıkı sıkıya bağlı bir parçam olduğun içindir bu; ama bunun da ötesinde not etmek, kayıt düşmek ihtiyacım da çok oluyor. Genellikle geçmişe mazi diyerek bakıyorum bu postlara ama şimdilerde öyle olmadığı umudumu da çok canlı tutuyorum. 

Günlüğüme bu notları beni daha anlayabileceği şekilde yazıyorum, ama senin ulaşılabilirliğin de satır aralarını okuma becerinden ileri geliyor. Aslında pek de bir şey anlatmayıp seni övüp gereksiz biçimde şımartıyorum belki. Bunun da Freudyen sebepleri olabileceğine dair kimi ufak hislerim var. 

Charles Dickens bir duygu olsaydı şu aralar olup biten, bu duygudan ibaret olurdu.

Sevgiler,

do

07 Ekim, 2022

Marionette ve Luigi bu sefer

Ulan blog, 

Zaten son zamanlarda her gecenin bir sabahı olduğu, her karanlığın çıktığı bir aydınlığın varlığı ve daha da önemlisi Minerva'nın baykuşunun alacakaranlıkta uçtuğu konularını sıklıkla inceledik. 

Bambularımın gelişimi tüm örneklere uyan kesin bir gerçeklik sunuyor. Bu konuyu daha önce Bambu Dostumuz Luigi haftasında işlemiştik; fakat bazı revizyonlar geldi. En temel fark o yazıda Luigi sağdaki Bambu iken güncel versiyonda soldaki. Ve Marionette'in (sağdaki) yeterince gelişim gösteremediğinden dert yanmışken senin de gördüğün gibi kendisi hayata sımsıkı tutunuyor. Bu fotoğraf için elimdeki mümkün olan  prodüksiyonu kullanarak tüm mumları yaktım; fakat onlar yalnızca yıldızların parlaklığını yansıtmak için... 


Sırasıyla Marionette ve Luigi (Şubat, 2022)


Sırasıyla Luigi ve Marionette (Ekim, 2022)

Yukarıdaki öncesi ve sonrası fotoğraflarından belirgin şekilde göreceğin gibi ikisinin gelişimi arasında büyük bir fark kalmadı. Luigi'nin biraz daha az; fakat büyük yapraklı gelişme gösteren olgunluğunu ve Marionette'in çok yapraklı olmasıyla birlikte genç bir fidan olduğunu hatırlatır yeşilliğini dışarıda tutarsak elbette. Arada sırada suyunu yenilediğim bir bitki bakımından beklemediğim maksimum performans olduğunu belirtmeliyim. 

Bilirsin işte sevgili okur, genelde bu emek/performans dengesine ulaşmak çok zordur. Verdiğin emeği almak yerine karşılığında bambunun sararmasını, seni bambu doktorum gibi youtube sayfalarında zaman geçirme ve tedavi aramaya zorlamasını beklersin. Nasıl olduysa bu sefer Murphy sağından kalkmıştı ve kötü gidebilecek her şey iyi gitti. Yine de nazarları bertaraf etmek adına her iki bambunun da yapraklarını kaşıdım. 

Konu her gecenin bir sabahından nerelere geldi yine. En kısa sürede en fazla kelimeyle hiçbir şey anlatmama yarışmasına katıldım sanıyorum ki. Umarım en yakın zamanda altın bambum teslimat noktasına ulaşır.

Sevgiler,
Did 'em all




08 Haziran, 2022

Hamak

 Sevgili günlük,

Biliyorsun ki ideolojimi şekillendirdiğim bazı kırmızı noktalarım var ve bunlardan biri her ne olursa olsun sana hak ettiğin üslupla seslenmem. Bir postta anlatacak çok şey varken bahsetmek istemediğimi söylemiş ve ilk kazamı anlatmıştım. Bugün de ikincisi gerçekleşti. İlkine benzer bir şekilde, garip bir anda ve saçma bir şekilde gerçekleşti. Sonrasında insanlara kendini anlatmak -duran bir araca nasıl çarptığını- en zor kısmı. Beyaz bir arabada kırmızı izler bıraktım. Neticede kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun değil midir? 

Elma metaforunu da postların arasında kullandığım zamanlar olmuştu. Onun seni sevmesinin şart olmaması ve bunun için onu suçlayamamanla ilgili olan. O da gittikçe anlamını yitirmeye başladı. 

Bu sefer de böyle olsun.

Bir hamak alıp sallanınca kurtuluruz bunalımdan.

Sevgiler

D

19 Mart, 2022

Où est ma tête?

 Merhaba Sevgili Okur, 

Kayıp olan her parçamın yerine sinir, stres, endişe, kalp çarpıntıları eklendi. Bu sefer güzel bir amaca hizmet etmek yerine bana rahatsızlık vermek için… Bu blogda çoğu zaman günleri geçirmek, sorunları aşmak istediğimi söyledim. Hiç bitmeyen bu temenni kendini gerçekleştiren kehanet misali peşimden gelmeye devam ediyor. 

Şu sıralar ellerim çok kuruyor. Üstelik sipariş verdiğim kremler de asla gelmek bilmiyor. İple çektiğim güzel anılar o kadar güzel değil ve en komik stand uplarda bile ne zaman kimsenin beni göremeyeceği evime döneceğimi düşünüyorum.

Ama bu blogda ne günleri atlattık. Yine başaracağız. Kimi çok kıymetli anıları bekleyecek ve her saniyesinden keyif alacağız. Hiç endişelenme.

Sevgiler,

D.oz