14 Mayıs, 2021

Karantina Gün 15

 Merhaba Sevgili Okur,

17 günlük tam kapanmanın 15. günündeyiz. Kapanma haberini ilk aldığımda büyük bir panik yaşamış, bugünler nasıl geçecek, on yedi gün boyunca bir evde kalarak akıl sağlığımı nasıl koruyacağım diye büyük endişeler yaşamıştım. İlk haftayı müthiş bir şekilde, sabahtan derslerime katıldığım ve sonrasında geceye kadar ders çalıştığım bir verimlilikte geçirdim. Bayram tatilinin araya girip derslere ve işlere resmi anlamda ara verilmesiyle ben de bir miktar verim kaybı yaşadım. Aslında aksi olması gerekirken, derslere girmek ve rutin işleri gerçekleştirmek zamanımı çok daha verimli ve disiplinli kullanmamı sağlıyor. Bunu bu karantinadan önce de fark etmiştim. 17. günde defterime günlük yazmayı ve kalan iki günü gerçekten ciddi çalışarak geçirmeyi düşünüyorum; çünkü yeni ortaya çıkan süreli birtakım işlerim var.

Bu süreçte pek çok iş bitirdim, literatür taradım, bolca Fukuşima, 2011 Japonya Depremi ve Afganistan Belgeseli izledim. Bir yarışmaya katıldım. Fransızca video ödevimi hazırladım. Haftada bir kez günlük yazdım. Mutfağın yarısının dolaplarını temizledim ve düzenli olarak temizlik yaptım. Düzenli olarak Leslie yapamadım, yürüyüş de yapamadım, markete bile 4-5 günde bir çıktım. 

Bunun yanında karantinanın son bulmasından memnun muyum, yoksa böyle yaşamaya alıştım mı bilmiyorum. Alışmış gibiyim. Ama kararsızım da. Bayramın ilk gününü evde geçirmek pek bayıldığım bir olay olmadı zira. Üstüne akşam başlayan, geceye kadar devam eden ve sabaha karşı ancak uyumama müsaade eden bir mide ağrısı yaşadım. Bunu yaşarken kafamdan pek çok ihtimal geçti elbette:

1. Mide kanseri mi oldum?

2. Gıda zehirlenmesi mi yaşıyorum? (3 gün önce yaptığım ve içinde yumurta bulunan mücverden şüphelendim.)

3. Bir şeye stres mi yapıyorum?

Elbette bir cevap bulamadım. Tek bildiğim gıda zehirlenmesi belirtilerinin çoğunu barındırıyordum; fakat bir tanecik mücverin içindeki eser miktarda yumurtanın dünyada cehennemi yaratabileceğine de şüpheyle yaklaşıyorum. 

Sabah uykusuz bir şekilde uyandığımdaysa mide ağrımın geçtiğini fark ettim ve bir süre kendimi sorguladım. Dün o kadar gerçekti ve bütün geceyi zehir etmişti ve geç saatlere kadar uyumamıştım ki geçmiş olmasına çok şaşırdım. Acaba rüya mı gördüm, yok muydu gibi bir sorgulama bile yaşadım. Yeniden nüksetmesinden çok endişe ettiğim ve sanki hafif bir karın ağrısıyla yoklar gibi olduğu için de tüm günü temkinli geçirdim. Kendime gelmem ve güne başlamam ikiyi bulmuştu. Sonrasında bugün halledilmesi gereken iki işi tamamladım. Şimdi ise haftasonu üzerinde çalışmam gereken konuya bakacağım.

Üzücü bir geceydi. Hem ağrılıydı hem de yalnız başımaydım. Böyle anlarda insan yalnızken daha iyi hasta oluyor, öteki türlü bir de annemlere belli etmeyeyim telaşında oluyorum; fakat birinin hal hatır sormasını da arıyor insan. Mesela bu olaydan yine kimseye bahsetmedim üzülmesinler diye; kendi kendime cehennem gibi bir gece geçirmiş oldum ve kimse (bilmediği için) geçmiş olsun bile demedi.

Pazartesi günü dışarı çıkıp iki insan görecek ve işe gidecek olmak gerçekten güzel. Tek kötü yanı Fransızca derslerin de yeniden başlaması ve benim istediğim derecede Fransızca çalışmamış olmam. Bir de üstüne yeterlilik sınavı iyice yaklaşıyor. Pazartesi sabah erkenden uyanıp derse girmeye henüz hazır değilim, haftasonu buna da kendimi hazırlayacağım.

Özet olarak, bu süreci fena geçirmiyorum. Şimdi standart haftasonumuza başlayacağız. Yarın temizlik yapacağım ve evi haftaiçine hazırlayacağım. Ardından yeni normal bir düzene atım atacağız.

Sevgiler

08 Mayıs, 2021

Karantina Gün 9

Sevgili Okur,

Yine müthiş harika bir gün yaşıyoruz. Aslında sabah öyle değildi. Kendimi motive etmekte zorlanmaya başladım; fakat meğer hala yapabiliyormuşum. Şimdilik. 

Sabah beklediğimden geç bir saatte uyandıktan sonra (alarmsız uyandım çünkü bugün cumartesi) kendime gelmeye çalışırken saat öğlen oldu. Aynı hızda güne devam edersem hiçbir planımı yetiştiremeyeceğimi fark ettim ve işe el atarak kendimi zorlayarak güne asıl o zaman başladım.

Önce akşamdan kalan bulaşıkları yıkadım. Ardından güllaç yaptım ve bu esnada çıkan bulaşıkları yıkadım. Bir saat içinde iki kez bulaşık yıkamıştım ve bu artık “her şeyi yaparım” demekti. Markete gidip eksikleri aldım, eve geldiğimde ise tüm hızla tuvalet banyoyu yıkayıp evi silip süpürüp toz aldım, akşam yemeğini hazırladım ve yine bulaşık yıkadım. (6 saat içinde 3. Bulaşık) Ayrıca bu sürecin ortasında bir yerlerde birkaç mutfak dolabı düzelttim. Geçen postumda bahsetmiştim, benim daha önceden anlamadığım bir biçimde gerekli bir ev işi. Tamamı bitmedi. Yarın ya da önümüzdeki günlerde devam ederim. 

Tam artık akşamüstü uykusuna hazır olduğumu düşünürken; fakat ev hanımlığı haricindeki işlerim için hiçbir şey yapmamışken, arkadaşımdan gelen skype teklifi ile bilgisayar başına geçtim ve iki saat aralıksız çalışarak günlük hedeflerimi tamamlamış oldum. İtiraf edeyim, iki saat çok verimli bir şekilde çalışmış olsam da günlük hedeflerim çok da ağır değildi. İki saatte bitebildi işte sen hesap et. Temizlik ve akademik işlerimi 7 saatte tamamlayabildim. Genelde daha ağır programlar yapıyor ve sonra yetiştirmek için strese giriyorum, sanki ödev teslimim ya da sınavım varmış gibi.

Yine de fena olmayan bir gündü. Dinlenebilmek de önemli.

Ayrıca kendime güzel bir yatırım yaparak çok da pahalı olmayan bir hoparlör almıştım, Bugün geldi. Uzun zamandır arkadaşlarımla olduğum zamanlar haricinde müzik dinlemezken, bugün tüm gün podcast ve müzik dinledim. Ayrıca bulaşık yıkarken ya da kettle kaynarken duyması çok daha kolay. Kendime iyi davrandım resmen bugün.

Zihinsel olmasa da fiziksel olarak çok yorgunum. Akşamın kalanında yalnızca bir şey izleyeceğim. 

Sevgiler

02 Mayıs, 2021

Karantina Gün 3 - 20:13

Bulaşıkları yıkadım. Akşam yemeğinin ardından bulaşıkları yıkamak kadar iyi hissettiren bir aktivite yok. Akşam bulaşıklarını yıkamak zorunda olmak kadar da kötü hissettiren bir aktivite yok. Aynı yemeği birkaç gün sürekli yemekten çok fazla hoşlanmadığım için yemeklerime bir ya da iki öğün için hazırlıyorum. Burada harcadığım zaman ve enerji bir yana, mutfak dolaplarımdaki tüm gereçleri kullanmak en kötüsü. Çünkü yemeği 2 öğünlük yapmak ile 10 öğünlük yapmak arasında eşya kullanımı açısından hiçbir fark yok. Bu da daha sık aralıklarla bütün mutfak dolaplarındaki malzemeye yıkamak gibi bir anlama geliyor. O yüzden bulaşıkları yıkamış olmanın rahatlığını çok seviyorum. Genelde günde bir kez akşamları yıkadığım için de tüm günün bulaşığı birikmiş oluyor.

Bir ara da mutfak dolaplarını temizlemek gibi bir isteğim var karantina süresince. Önceden anlam veremediğim bir işti, sanki kendine iş yaratmak gibi gelirdi hatta; fakat bir evin sorumluluğunu üstlendiğimden beri gerekliliğini de gözlemlemiş oldum. 

Henüz nedenini tam olarak kestiremediğim bir biçimde günlük planlarımı gerçekleştirmekte zorlanıyorum. Ya bitmiyor, ya da yatmadan önceye ancak yetiştirebiliyorum. Günümü verimsiz mi kullanıyorum yoksa kendime gereğinden fazla iş mi yüklüyorum henüz çözemedim. 

Örneğin şu anda on ikiye kadar aralıksız çalışsam ancak bitirebileceğim kadar iş var kafamda. Muhtemelen bir tanesini eleyeceğim ve mola da vereceğim, böylece 11 gibi bitiririm diye düşünüyorum. Bugünün okunmayan makalesi de  yarına kalmış olacak; fakat yarın zaten hem iş hem okul günü olduğu için hali hazırda bir yoğunluk var. Yine de fena gitmiyorum. Zira tam bir strateji hatası olarak kendime el atarisi aldım. Retro olanlardan. Eğer kendime hedefler koymazsam tüm günüm onun başında da geçebilirdi. Şansa yaşıyoruz.

Yıllar sonra tekrar Küçük Prens'i okuyorum, hazırlamam gereken bir ödev için. Oldukça ilgi çekici geldi. Başka şeylere de vakit bırakabilmek için bölerek okuyorum; fakat günümün en zevkli kısımlarından biri oldu. Yarın da biter zaten. Yazarın bir başka kitabına geçeceğim. Bakalım nasılmış.

Aslında okumak istediğim bambaşka, idari yargı konusunda bir kitap var; fakat sıra asla gelmiyor. Keşke şu karantinaya sıkıştırabilseydim. Belki işlerden kendime bir boş gün yaratıp tüm günümü biraz ilerlemeye, en azından onu okuma isteğimi azaltmaya verebilirim. 

Öyle işte, şimdi yine çalışmaya devam edecek, belki arkadaşlarımla zoom'da görüşeceğim ve bir günü daha bitirmiş olacağız. 

Önümüzdeki hafta neler getirecek görelim bakalım.

Sevgiler

30 Nisan, 2021

Karantina - Gün 1



 Merhaba Sevgili Okur,

Maalesef bir önceki postumda kendime verdiğim haftada iki kez Fransızca günlük yazma hedefimden fersah fersah uzağım. Yazmaya dair küçük ödevlerimi (az puanlı olanlar) dahi yapmıyorum. Ödeve de "vaktim yok yapamıyorum." bahanesi sunulmaz; ama öyle de biraz. Hazirandaki yeterlilik sınavına anlatayım gerçi bunları. 

Ama, 17 günlük bir kapanmaya girdik. Kendime aşırı yüklenerek kişisel gelişme hedefim yok; fakat bu süreçte ihmal ettiğim Fransızca çalışmalarıma biraz ağırlık vermeye çalışacağım. Eminim yeterlilik için faydalı olacaktır. Bir Drive dosyamız var birkaç arkadaşımla, birbirimizi tüm gün boyunca Youtube, Netflix veya gündüz kuşağı (ders çalışmamak için yapılan anlamsız bir hareket olarak hepsi çok cazip görünüyor) bataklığına düşmemek asıl hedef. 19 Mayıs'ta teslim etmem gereken bir Fransızca video ödevim var, ki bu 17 gün sıkı çalışma fırsatıyla ancak tamamlayabileceğim gibi. Biriken işleri bitirmek için güzel bir dönem olduğuna kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Zira bir evde tek başına on yedi gün boyunca yaşama fikri bazı zamanlar bunaltıcı, yorucu, korkutucu gelebiliyor, burada sayamadığım pek çok olumsuz duyguyu hesaba katmıyorum bile. 

Kişisel günlük defterime de yazmak istiyorum; fakat oraya her zaman yazabileceğimi sanmıyorum ve yazdığımda da sayfalarca, tüm detayıyla anlatamıyorum. Buraya da kaydetmek bu yüzden faydalı olacaktır diye düşünüyorum. 


Öncelikle hedefim karantinaya temiz bir evde girmek olduğu ve ev geçen haftanın yoğunluğundan dolayı oldukça dağınık olduğu için, güne temizlik ile başladım. Bulaşıklar zaten her gün bir ya da iki kez yıkanan ve yaklaşık yirmişer dakika isteyen bir ev işi. Onu her gün yapmak gerekiyor. Bir de yemek yapmak gerekiyor her gün, ki inanılmaz ama doğru bir klişe olarak yemek yapmaktan çok ne yapacağına karar vermek yoruyor insanı. Yine de bir şekilde halletmeye çalışacağım. Dönem dönem kendime birkaç günlük yemek listeleri çıkarmak ve bu düşünme işinden kurtulmak istesem de bir zorunluluk gibi görünmeye başladığı yerde insanın canı ertesi günün yemeğini filan çekiyor. Belki birkaç alternatif belirlemek günleri planlamaktan daha mantıklı olabilir. Ama buna da yeterince vaktim var, en azından şu süreçte. 

Tezle ilgili çalışmak, bir diğer hedefim. Buna çok da ihtiyacım var; fakat saha araştırması değil, ancak teorik kısımda kalabileceğim bu konuda. Planlarımı biraz değiştirmem gerekiyor ve biraz nahoş bir durum, ama sağlık olsun demekten başka çare yok son bir yıldır her olumsuz durumla karşılaşmamızda yaptığımız gibi. 

Henüz başında olduğumuz için iyi bir gün oldu diyebilirim, sanki geçen haftaki 23 Nisan ve peşinden gelen haftasonu gibi geliyor bu üç gün. 4. günden itibaren başlar bir şeyler değişmeye. Ama bu da geçer. (herhalde)

Öyle işte sevgili okur, söz vermiyorum valla artık, yarın yazmayı planlasam da canımın isteme durumunu kestiremediğim için bir şey diyemiyorum. Yine de bir aralık görüşeceğiz.

O zamana dek kendine iyi bak. 


08 Mart, 2021

Bienvenue dans une nouvelle série: Mes aventures en Français

J'essaye comme elle. Oui, les doigts appartiennent à une femme.
 

Bonjour,

J'ai commencé une nouvelle semaine. Je n'ai sais pas la reason mais je me sens mal. Peut-être que pour la reason ma plante est fanée alors que je l'ai arrosé. J'èspere que je pourrai sauver sa vie.

Ce n'est pas une bonne idée d'ècrire un blog en Français avec ma pauvre langue compétence. Mais, c'est une nouvelle défi pour achéve par semaine. J'ècrirai encore en Turc quelquefoi; mais pas souvent, parce que j'ècris plus rare dans cette blog.

Aujord'hui est Lundi, la premier journée de semain. J'ai beaucoup des devoirs pour demain. Je veux les commencer après cette l'ecriture. Je ferai mes exercixes sur le futur simple, j'ècrirai un essay à propos de l'itulisation de smart phone moins. Je pense que c'est tout pour le Français. D'autre part, je besoin de faire mes travaux. 

Je suis au travailler en ce moment. J'irai chez moi à 5heure. Peut-être que je visiterai mon ami mais je n'est pas sûr. Elle pourrait travailler la nuit. Si pas, je vais aller chez elle. (J'ai itulisé le futur proche parce que la nuit est proche.) 

Voilà! C'est tout l'instant.

À mercredi prochain, dans la deuxième journée de défi.

Bisous

25 Ağustos, 2020

cinnet

 Merhaba Sevgili Okur,

Şu hayata tutunma ve kendine bir yer bulma çabasındaki her genç gibi ben de KPSS, ALES benzeri sınavlara çalışmamdan kalan boş zamanlarımda akademik kadro, özel sektörde iş ilanı falan gibi öğlen yediğim salatadan çok daha karışık araştırmalarda bulunuyorum. Takdir edersin ki herkesin kafasında bir hedef var; fakat o hedefe ulaşmamın önünde de minik engeller var.

Örneğin, kadro için gerekli şartlar kısmında "SBKY" mezunu olup "ÇEKO"da yüksek lisans yapmak, yazması gibi. Kısaltma şeklinde yazdım bölümleri, zira elim ayağım titriyor sinirden, hiç uzun uzun açıklayamayacağım. Kendime not. Zaten her post kendime not.

Yahu hangi SBKY mezunu ÇEKO'da yüksek lisans yapar. VE NİYE? Ülkede sayısının 2'yi geçmediğine neredeyse, NEREDEYSE eminim. Yahu direkt "Baş harfi D ile başlayan" falan yazın da en azından bu saçma kriteri bile karşılıyorsak da, boşuna umutlanıp başvurmayalım. Hoş, kim kendisi için özellikle açıldığını bilmiyorsa böyle bir kadroya başvurur ve yol parası, ders çalışma yıpranması, manevi çöküntü gibi zararlara girmeyi göze alır ki? KİM?? 

Anca SBKY mezunu olup kafayı yediği için ÇEKO yükseği yapan biri yapar zaten, ne anlatıyorum ki ben. Her şey olabilir.

by

08 Haziran, 2020

Virgül Bağımlılığı

Merhaba Sevgili Okur,

Biliyorsun ki insanın kendini tanıma süreci asla bitmiyor. Ben de 25 yıllık hayatımda bu süreci henüz  tamamlayamadım ve kendimle ilgili asla varlığını tahmin edemeyeceğim ve fark edince derin hüzünlere girmeme sebep olan bir hususu keşfettim: Ben, ısrarla aynı imla hatasını yapan bir insanım.
Evet sevgili okur, yanlış duymadın. de/da'ların yazımını, ki'lerin yazımını sıklıkla tartıştık, ısrarla yanlış yazanlar hakkında kötü konuştuk ve gün geldi açıklamaktan vazgeçtik. Oysa ben bugün, 8 Haziran 2020 tarihinde aslında o güruha dahil olduğumu fark ettim.

Başa dönelim.

Türkçe'nin doğru bir şekilde yazılmasının ve konuşulmasının neden önemli olduğunu 21. yüzyılda konuşmanın yasak olması gerektiğini çünkü zaten anlaşılmış olması gerektiğini düşünüyorum. Söylemin kültür tarafından belirlendiği ve onu dönüştürdüğü ve bu yüzden seninle "Erkekler ve bayanlar" dememek zorunda olduğumuz konusunda hemfikir olduğumuzu biliyorum. Bu yüzden, bağlaçların doğru yazılması instagramda ekran görüntüsü olarak paylaşılan tivitlerle prim kasmaktan farklı sebeplerle de önemli. Ama bu derece ciddi konuları ne konuşmak ne de düşünmek istiyorum. (Bakın mesela burada da konuşmak kelimesinden sonra virgül koyasım geliyor. Ama ne.... ne bağlacı var ve bağlaçlar arasına virgül konmaz.) Zaten 5 saat içinde teslim etmem gereken 3 ödev var ve insanın kendi yazdığı şeyi yazım ve imla kontrolü için dahi tekrar okuması işkenceymiş.

Her neyse, konudan sapıyoruz; ama bahsettiğim ödevleri kontrol amacıyla tekrar okurken fark ettim ki, word'ün ısrarla altını kırmızıyla çizdiği bir imla hatam var: ile bağlacından sonra virgül koymak. Yazarken pek fark etmediğim bir hataydı, ve bağlacı ardından virgül koysam gözümü tırmalar ve hatamı fark ederdim; fakat ile o kadar sinsi ki virgül çok uyumlu görünüyor. İnsanın zihniyle oyun oynuyor ve adeta sen ile bağlacından sonra virgül koymamak bir yazım ve imla kuralıdır zannediyorsun. Oysa word'ün ısrarla düzeltmeye çalıştığı, hocaların görünce "bu ne abi ya ile'den sonra virgül mü konur, herkesi almayın bölüme" diyeceği bir hata yumağına dönüşüyorsun.

Galiba ben bir virgül bağımlısıyım.

Ama bilin bakalım başka kim virgül bağımlısı? Sağlık Bakanımız!

Son dakika: Sağlık Bakanı Koca'dan takipçisinin eleştirisine ...
Bu bahsettiğim tiviti ekran görüntüsü şeklinde instagramda görmüşsünüzdür. Nedense tivitter en iyi instagramdan takip ediliyor. Bakanımız da son cümlede benzer bir gereksiz virgül kullanımı yapmış.

Koronayı da yeneceğiz, virgül bağımlılığını da!!

Sevgiler,
Didisko