Merhaba sevgili okur.
Bugün aktivistim. Erkin Koray aktivizmi.
Her aktivizm gibi yalnızca sesimin kısıldığıyla kalıyorum; ama en azından halıları kemirmek karın doyuruyor.
Devrime soyunduk da isyancı mı olduk henüz tarih yazımı için gereken nesil geçişi yaşanmadığı için anlamlandıramıyorum; ama Gazi Meclis 99 yaşında.
Mutlu anlar ajandama yazayım en iyisi, kamusallaştırarak tüketmeyeyim.
Yargı n’oldu ya açıklanmadı?
Gitsek artık, doyduk doyasıya.
24 Nisan, 2019
27 Mart, 2019
Always
18:30
Yan masamda iki lise öğrencisi komik olmayan 10. Sınıf anılarını anlatıyor. Çaprazımdaki çift kavga ediyor.
En azından kimse için kolay değilmiş.
20:22
Karşımdaki masadaki çift kavga ediyor.
Ayrılıklar şehrinde miyim, lokasyon Ankara oysa ki.
Yan masamda iki lise öğrencisi komik olmayan 10. Sınıf anılarını anlatıyor. Çaprazımdaki çift kavga ediyor.
En azından kimse için kolay değilmiş.
20:22
Karşımdaki masadaki çift kavga ediyor.
Ayrılıklar şehrinde miyim, lokasyon Ankara oysa ki.
22 Mart, 2019
İroni
Güneşliğin sonuna kadar açık olduğu camdan içeri akşam güneşi vuruyor. Ortadaki sehpada geceden kalmış ağzı açık sürahi duruyor; çünkü kapağı da mutfakta kalmış. Halının tam ortasına oturmuş gözüme giren güneşe aldırmadan iskambil falı bakıyorum. 52'lik deste Roma'dan bir euroya alınmış, üzerinde turistik Roma mekanları var.
Tarihler 22 Mart'ı gösterirken saatler henüz 17:27 sularında.
Tarihler 22 Mart'ı gösterirken saatler henüz 17:27 sularında.
09 Mart, 2019
9 mart 23:12
Merhaba sevgili okur.
Ağlama duvarına döndü omzun, biraz üzgünüm bu yüzden; ama insanın hayatı yolundayken pek aklına gelmiyor bunları kaydetmek. “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” demek için o anı doyasıya yaşayıp zihne tüm detayları kaydetmek ve yeri geldiğinde hatırlayıp içlenmek daha kolay oluyor sanırım. O yüzden ben de 5 yıl önce olduğu gibi favorilerimde en sevdiğim tükenmez kalem markasını paylaşmak istemediğimden seninle olan ilişkime mesafe koyuyorum.
Şimdilerde pek sevdiğim; fakat buraya aslında hiç mi hiç uymayan bir tabirle, ilişkileri ikinci katip seviyesine indiriyorum.
Hiç sormamıştın buralardaki yokluğumun sebebini, o yüzden açıklamak istedim. Anlatarak rahatsız etmek için.
Havalar güzelleşince Seğmenler’e gideceğiz.
Daha çok güleceğiz.
Çok eğleneceğiz.
Yazın güneye ineriz zaten.
O barı da açacağız bahara kadar.
Yarın yeniden görüşeceğiz.
Çünkü yarın muhteşem bir gün olacak.
Sevgiler,
Didisko
Ağlama duvarına döndü omzun, biraz üzgünüm bu yüzden; ama insanın hayatı yolundayken pek aklına gelmiyor bunları kaydetmek. “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” demek için o anı doyasıya yaşayıp zihne tüm detayları kaydetmek ve yeri geldiğinde hatırlayıp içlenmek daha kolay oluyor sanırım. O yüzden ben de 5 yıl önce olduğu gibi favorilerimde en sevdiğim tükenmez kalem markasını paylaşmak istemediğimden seninle olan ilişkime mesafe koyuyorum.
Şimdilerde pek sevdiğim; fakat buraya aslında hiç mi hiç uymayan bir tabirle, ilişkileri ikinci katip seviyesine indiriyorum.
Hiç sormamıştın buralardaki yokluğumun sebebini, o yüzden açıklamak istedim. Anlatarak rahatsız etmek için.
Havalar güzelleşince Seğmenler’e gideceğiz.
Daha çok güleceğiz.
Çok eğleneceğiz.
Yazın güneye ineriz zaten.
O barı da açacağız bahara kadar.
Yarın yeniden görüşeceğiz.
Çünkü yarın muhteşem bir gün olacak.
Sevgiler,
Didisko
01 Kasım, 2018
1 Kasım sonu
Dün, uyumadan önce yazdığım yazıda çok yorgun olduğumdan ve bugünkü planlarımın iki saat gerisinden gelsem de verimli bir gün olacağından bahsetmiştim.
Gerçekten de bugün eğer yalnızca iki saat geride kalmış olsam oldukça sevindirici olabilirdi. Okula tam ders saatinde gittim.(erken gidip kütüphanede ders çalışamadım.) Dersten sonra aşırı güzel bir yemek yedik.(dolayısıyla ders çalışmaya erken başlayamadık.) Dersten önce birer türk kahvesi içtik ve fal baktık, aşk, meşk, Sokrates'ten bahsettik derken... Ders çalışamadık. Yani bilirsin sevgili okur sen de, bazen olur böyle aksaklıklar. Neyse ki yemekten sonra kahveyi Hacıbaba türevi bir yer yerine okulda içmek derecesinde bağlılığımız var içinde yaşadığımız çukura.
Her zaman olduğu gibi radikal kararlarla günü noktaladık. Yarın kesinlikle başlıyoruz çalışmaya. Ayrıca öyle verimli çalışacağımıza inancımız var ki, ödül olarak da tam bir idari yargı gecesi olsun diye günü CSO'yla sonlandıralım dedik. Elbette, kader ağlarını örüyordu. Birtakım teknik aksaklıklar nedeniyle CSO bu haftaki konserlerini iptal etmiş.
Tam ilimsel açıdan havas olacağız, bir sel basıyor. Ekonomik açıdansa her daim avamız.
Bugün de birçok şey planda yoktu, yeni gelen gün neler getirecek bekleyip göreceğiz sevgili okur. Şimdilik sevgiyle kal.
Not: Bugün de Meg Ryan filmi izlemedim.
Edit: Bugün öğrendiğime göre diş macunundaki klorürün epifiz bezinin çalışmasını engelleme durumu varmış? Artık Çağdaş tanışma fiyatıyla Eyüp Sabri Tuncer klorürsüz diş macununa geçiyorum.
Gerçekten de bugün eğer yalnızca iki saat geride kalmış olsam oldukça sevindirici olabilirdi. Okula tam ders saatinde gittim.(erken gidip kütüphanede ders çalışamadım.) Dersten sonra aşırı güzel bir yemek yedik.(dolayısıyla ders çalışmaya erken başlayamadık.) Dersten önce birer türk kahvesi içtik ve fal baktık, aşk, meşk, Sokrates'ten bahsettik derken... Ders çalışamadık. Yani bilirsin sevgili okur sen de, bazen olur böyle aksaklıklar. Neyse ki yemekten sonra kahveyi Hacıbaba türevi bir yer yerine okulda içmek derecesinde bağlılığımız var içinde yaşadığımız çukura.
Her zaman olduğu gibi radikal kararlarla günü noktaladık. Yarın kesinlikle başlıyoruz çalışmaya. Ayrıca öyle verimli çalışacağımıza inancımız var ki, ödül olarak da tam bir idari yargı gecesi olsun diye günü CSO'yla sonlandıralım dedik. Elbette, kader ağlarını örüyordu. Birtakım teknik aksaklıklar nedeniyle CSO bu haftaki konserlerini iptal etmiş.
Tam ilimsel açıdan havas olacağız, bir sel basıyor. Ekonomik açıdansa her daim avamız.
Bugün de birçok şey planda yoktu, yeni gelen gün neler getirecek bekleyip göreceğiz sevgili okur. Şimdilik sevgiyle kal.
Not: Bugün de Meg Ryan filmi izlemedim.
Edit: Bugün öğrendiğime göre diş macunundaki klorürün epifiz bezinin çalışmasını engelleme durumu varmış? Artık Çağdaş tanışma fiyatıyla Eyüp Sabri Tuncer klorürsüz diş macununa geçiyorum.
31 Ekim, 2018
1 Kasım karşılaması
Hikayeyle ilgili taslaklarımda iki post olsa da ikisini de yayınlamaktan çekiniyorum. Acaba, instagramımda linki bulunan açık bir blog sayfasında değil de açacağım yeni bir blogda mı yayınlasam diye düşünüyorum. Yazdıklarım fazla samimi ve gereğinden fazla dürüst oldu. Günlük yazmıyoruz burada azizim, öykü olması gerekirdi. Sanırım üzerlerinden biraz geçmem ve sansürleyerek paylaşmam gerekli.
Geçtiğimiz birkaç gün oldukça hareketliydi. Cuma gecesi ders çalışırken ani bir kararla cumartesi akşamı samsun’a gitmeye karar verdim. Biliyorsunuz kriz anları geçicidir ve iki normal arası döneme tekabül eder. Ben de bu anda aniden İzmir Caddesi’ne giderek biletimi aldım, vazgeçmeme fırsat tanımadan kriz anımı olabildiğince uzattım. İyi de oldu, deniz havası insanı özgür kılar.(bkz: kent havası insanı özgür kılar.)
Bugün ise güzel ve yoğun tatili bitirerek sabahın 7sinde uyandım, 8de bindiğim ankara otobüsünden 13.15te inerek eve geldim, birkaç halledilmesi gereken işin ardından okula gittim.
Yayınlanmayan taslaklarımdan ikisinde de yargı dersi öncesi arka bahçenin anlamlılığından bahsetmiştim. Bir çay içmek tüm yorgunluğu alıyor nitekim ve insanın üzerine yeni yükler yüklüyor. Akşamında ise katılmam gereken bir toplantı olduğu düşünülürse eve ulaşmam 23.00ü buldu ve yine birtakım işleri hallederek yatağa girmem 00.00’a tekabül etti.
Planlarıma göre yarın 9da kütüphanede olacak, çılgınlar gibi ders çalışacak, derslerime girecek, ardından ise arkadaşlarımla ders çalışacaktım. Şu anda saatin 00:45 olduğu göz önünde bulundurulursa planlarımın yaklaşık 2 saat gerisinde kalmam bile oldukça olumlu olacak.
Göreceğiz. Yarın burayı güncelleyeceğim.
Ayrıca, kasımın gelişini Meg Ryan filmi izleyerek kutlamak gerek, haksız mıyım? Ya da belki cso’ya gitmek gerek. Ya da belki hazır 24 saate çıkarılmış olan kütüphanede çılgınca çalışmak gerektir.
Görüşmek üzere canım okur.
Geçtiğimiz birkaç gün oldukça hareketliydi. Cuma gecesi ders çalışırken ani bir kararla cumartesi akşamı samsun’a gitmeye karar verdim. Biliyorsunuz kriz anları geçicidir ve iki normal arası döneme tekabül eder. Ben de bu anda aniden İzmir Caddesi’ne giderek biletimi aldım, vazgeçmeme fırsat tanımadan kriz anımı olabildiğince uzattım. İyi de oldu, deniz havası insanı özgür kılar.(bkz: kent havası insanı özgür kılar.)
Bugün ise güzel ve yoğun tatili bitirerek sabahın 7sinde uyandım, 8de bindiğim ankara otobüsünden 13.15te inerek eve geldim, birkaç halledilmesi gereken işin ardından okula gittim.
Yayınlanmayan taslaklarımdan ikisinde de yargı dersi öncesi arka bahçenin anlamlılığından bahsetmiştim. Bir çay içmek tüm yorgunluğu alıyor nitekim ve insanın üzerine yeni yükler yüklüyor. Akşamında ise katılmam gereken bir toplantı olduğu düşünülürse eve ulaşmam 23.00ü buldu ve yine birtakım işleri hallederek yatağa girmem 00.00’a tekabül etti.
Planlarıma göre yarın 9da kütüphanede olacak, çılgınlar gibi ders çalışacak, derslerime girecek, ardından ise arkadaşlarımla ders çalışacaktım. Şu anda saatin 00:45 olduğu göz önünde bulundurulursa planlarımın yaklaşık 2 saat gerisinde kalmam bile oldukça olumlu olacak.
Göreceğiz. Yarın burayı güncelleyeceğim.
Ayrıca, kasımın gelişini Meg Ryan filmi izleyerek kutlamak gerek, haksız mıyım? Ya da belki cso’ya gitmek gerek. Ya da belki hazır 24 saate çıkarılmış olan kütüphanede çılgınca çalışmak gerektir.
Görüşmek üzere canım okur.
19 Ekim, 2018
Kafamızı yastığa koyduktan sonranın hikayesi.
Eski takipçilerim(1 kişi falan) bu blogu ilk açtığımda bir hikaye yazdığımı ve hatta blogu Eray Devrim Duman’ın gülsahsüperbirkızlan blogundan esinlenerek açtığımı iyi bilirler. Çünkü bu konu üzerine bir yazım, bu yazı üzerine Eray Bey’den gelen bir blog yorumum vardı herkese anlattığım. Heyecanlandım hocam ne yapabilirsin ki.
O zamanlar hikaye interaktif şekilde ilerlediği, lise arkadaşlarım olayın kahramanı olduğu ve ben de sık post attığım için çok eğlenceli gelişiyordu. Yazınsal değeri belki pek düşüktü; fakat bana o dönemler için çok yeterli ve mutluluk verici gelirdi. Her güzel şey gibi bitmek zorunda kaldığından, ben de gündelik hayat yazıları yazmaya başladım. Çok sonraları, belki yıllar sonra, yine bir hikaye yazma girişimim olmasına rağmen ilki kadar keyif vermediği için yarıda bıraktım. Oysa kimse okumuyorduysa da o hikayeyi abim okurdu ve onun için dahi devam etmeliydim gibi düşünüyorum şimdi. Belki hayat koşulları, belki sınava hazırlanma süreci, hikayeyi devam ettirmek için ihtiyaç duyduğum motivasyonu sağlayamadı ve kaldı öylece.
Şimdilerde aklımda yine yazmak ihtiyacı var. Kpss yayınları favorilermi yazmak istemediğimden bir öyküye başlamayı düşünüyorum. Belki de bugün doğru bir gün. Sonuçta burası mikro-blog olmanın da ötesinde, gerçekten bir blog.
Öykü yazmaya başlamış olmam gündelik hayat postları atmayacağım demek olmadığı gibi, başlıklar arası farklılıklar ayırt etmenizi kolaylaştıracaktır. Hikayede yer alan kişi ve kurumlar gerçek hayattan esinlenilmiş olsa da, olaylar tamamen hayal ürünüdür. Uzun lafın kısası, baş kahramanla çok büyük benzerlikler taşıyacak olsam da(o durumda dahi), aile bireylerimin de kolayca erişebileceği bu sayfaya gerçekte yaşanmış olaylar yerine kurmaca şeyler yazacağım. İşin güzel yanı da gerçek ve kurmacanın ayırt edilemeyen biraradalığı.
Uykudan önce görüşmek üzere sevgili okur.
Uykudan önce görüşmek üzere sevgili okur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)